7 Kasım 2014 Cuma

Kentsel Sürgüne Son

İzmir'in sorunlarından biri haline gelen çarpık kentleşme ve onun getirdiği yaşanmaz koşullar karşısında kentin yenilenmesi sorunu Karabağlar ilçemizde de gündemin ilk sıralarına oturmuş durumda. Bizler mahallelerin sakini olarak bu noktada öncelikle toplumun mağduriyeti ve yaşanabilir bir çağdaş kent anlayışımızla konuyu ele alarak halkımızı bu konuda bilgilendirme toplantılarıyla başladık, Hükümetin RANTSAL bakış açısından farklı bir yaklaşımla öncelikli olarak mağdur konumundaki vatandaşlarımıza birlikte davranabilme, ortak hareket etme konusunda önerilerimizi götürüyoruz. Faydalı bir çalışma da oluyor, toplum bizi büyük bir beklenti içinde izliyor.

Kentsel dönüşüm son yıllarda ortaya çıkmış bir kavram gibi görünse de aslında işlev olarak; ilk yerleşik düzen şehirlerinin ortaya çıkması ile başlayan süreç kadar eskiye dayanır.

Çünkü her şehrin; ilk kurulurken sahip olduğu nüfus ve ihtiyaç alanları ile uzun yıllar sonra artan nüfus, değişen ihtiyaçlar ve ya ön görülmeyen doğal afetler karsısında alınması gereken önlemler alanında, mutlaka değişmeye ve yenileşmeye ihtiyaç vardır.

İşte bu süreçlerin tümüne, kentsel dönüşüm diyebiliriz.

Son yıllarda küreselleşme, öncelikle kentleri hedef almakta ve dolayısıyla kentlerin yaşanabilirlik kapasitesini zorlar noktaya, geldiğini görmekteyiz. İşte bu duruma gelmiş kentler zorunlu olarak kentsel dönüşüm gibi aniden ortaya çıkan uygulamalara tabi tutulur. Daha sonra konut hakkı ile ilgili mağduriyetler, kentin kültürel, tarihsel dokusunun yok edilmesi takip eder.
 
 
 ”Kentin sağlıklı gelişmesi için; kent yapısında gereken değişiklikler; yenileme, geliştirme sağlıklaştırma olarak devam etmesi gereken, bu hat kendini plansızlaşma, yağma ya  da yok olmaya bırakabilir. Yasal olarak kurulan koruma kurulları, kent için hazırlanmış nazım planları hiç bir şekilde dikkate alınmadan süreç devam etmektedir.

Demokratlığı, demokrasi açılımlarını ağzından düşürmeyen iktidar, halkı en çok ilgilendiren bir konuda, halkla beraber alınması gereken kararları, halktan kaçırarak yukardan alıyor. Sonrada ben karar verdim oldubitti diyor. Bu kararların nasıl alındığını, kararların uygulanmasının, detaylarının, esaslarının ne olduğunu bilen yok. Hukuki altyapı ile ilgili düzenleme eksik. Kararlara ihtiraz hakkı yok. Daha bir sürü belirsizlik vatandaşlarımızın üzülmesine, tepkisine yol açıyor. Yıllardır emeği ve zorluklar ile bir konut sahibi olmuş vatandaşlarımıza sizin konutunuzu yıkmaya karar verdim demesi, Gerekçe olaraktan deprem riski diyor. Sonra da hiç bir açıklama, doğru dürüst bir öneri yapmadan işi sonunda müteahhitlerle vatandaşın arasına bırakarak kenara çekiliyor. Toprak mülkiyetinin kamuya ait olduğu yerlerde bile bu kafadaki uygulamaların ne kadar büyük yolsuzluk ve acı yaşattığını biliyoruz, bizim kokumuz vatandaşın bu duruma düşmemesidir. Bu süreç boyunca vatandaşlarımızın mülkiyet ile ilgili haklarının korunmasının zeminini oluşturmaktır. Bunun  tek yolu da uygulamalarda şeffaf, katılımcı olunmasıdır. Her karar halkla birlikte ve onun rızası ile alınmalıdır.

Deprem bir risk, mutlaka önemleri alınmalı, riskli binalar mutlaka yenilenmeli hatta şehir günün koşullarında yeniden ele alınmalı, daha çağdaş, daha yaşanabilir bir Karabağlar hepimizin özlemi, talebidir. Ancak bu ortak toplumsal ihtiyaç ve talep; belirsizliklere ve hak ihlallerine açık bir ortamda yapılamaz. Ortak Toplumsal kararlar, halkın katılımı, desteği ile alınmalıdır. Alınan bu kararların uygulamasına bizzat halkın denetimi, gözetimi de sağlanmalıdır. Bu hassasiyet ve şeffaflık çağdaş demokrasilerde vazgeçilmez bir ilkedir. İşte şu anki Hükümetin zihniyeti bu olgunluğu asla anlamayacak bir anlayışa sahiptir.

Yasadığımız bölgenin sahibi olarak bizim anlayışımız; nüfusu hızla artan Karabağlar ve İzmir'i yaşana bilinir ve her şeyin merkezine insanı koyan bir yönetim vizyonunu; üreten, güvenli ve sağlıklı çevre hedefini dengeli bir şekilde bir arada tutacağımız tarihi, kültürel kimliğini koruyan, güçlendiren özgür ve mutlu insanların yaşadığı bir kent yaratma anlayışıdır.

Kentsel yenileşme ve dönüşüm yalnız bina inşaatı değildir. Bu işin bütünü kentsel gelişim yapılanmasıdır, canlanma, dönüşüm, iyileşme, sağlıklaştırmadır. Bütün bu kararlarda, planlamada, üretilmesinde insan olmalıdır.
 


İnşaat sektörünü ayakta tutma pahasına vatandaşın mülkiyet ve hak mağduru olmasına, fazladan borçlanmasına oturdukları Mahallelerinden tasfiye edilmesine göz yummayacağız.

Bizler bu mahallenin sakini ve sahibi olarak kentsel dönüşümden dolayı mağdur edilmiş herkesin yanında olacağız ve sorunlarına her konuda çözüm üretmeye, elimizin erdiği, gücümüzün yettiği kadar devam edeceğiz.

Bu sorunlar karşısın ’da Karabağlar bölgesinde 540 hektarlık alanda gerçekleştirilecek olan Kentsel Dönüşüme (Rantsal Dönüşüm - Sınıfsal Savaş) karşı Karabağlar'lılar olarak her mahallede bulunan Dernekler ve Sivil Toplum Örgütleri ile örgütlenmesini ve bütün kararlarda topluca hareket etmelerini öneriyoruz ve destekliyoruz.

Cemalettin CAN

İzmir Tokat Dernekleri Federasyon Başkanı

5 Kasım 2014 Çarşamba

Narlıdere’de Halk Kentsel Dönüşümün Neresinde


Narlıdere’de 2. İnönü, Çatalkaya, Narlı ve Çamlı mahallelerinde kentsel dönüşüm projesinin CHP’li belediye başkanı Abdül Batur üstlenmiş durumda. AKP bu projesi neden Batur’a verdi? Cevabı çok açık, Narlıdere CHP tabanlı bir bölge dolayısı ile TOKİ’nin buraya girmesi daha problemli olacağından sanırım böyle düşünüldü ve Batur’a verildi. O’da bayağı istekli, çünkü Narlıdere RANT’ın büyük olduğu bir bölge.


Narlıdere Kentsel Dönüşüm Alanı


Abdül Batur bu projeyi hayata geçirebilmek için, herkes ne derse tamam diyor. Amaç halkı ikna etmek, yalandan kim ölmüş. Kimseyi mağdur etmeyeceğiz diyor. Herkes ev sahibi olacak yeterli siz imzaları atın diyor. Halk da biz neden imza atacağız, şartlar nedir? Deyince; Siz bana güvenmiyor musunuz? Diyor.

Diğer taraftan halkın kurduğu veya kendi kurdurduğu kooperatifleri ise kontrol altında tutmaya çalışıyor. Halka sormadan bölgede etüt çalışması yaptırıyor. Kendi meclis üyelerine bile bu ve benzeri konularda bilgi vermiyor. Böyle olunca da halk bize sorulmadan iş çevriliyor diye eylem yaptı, Belediye’ye yürüyüş düzenlendi ama gene bir bilgi alamadık.

Öte yandan TOKİ’nin maddeleri incelendiğinde hiç de öyle bol keseden savurmuyor. Çünkü TOKİ’nin İstanbul’un en gözde yeri olan Sulukule’yi üç kuruşa kapatıp trilyonlar kazandılar. Ali Samiyen Stadında gene öyle.

Peki, şimdi ne yapacağız? Hiç bilgi sahibi olmadan hangi hakka sahip olduğumuzu bilmeden gidip imza mı atalım? Limontepe, Cennetçeşme, Uzundere halkının, Narlıdere, Buca ve Bayraklı halkının tek çözüm yolu birlik olmaktır. İzmir’de kentsel dönüşüm mağduriyetine yönelik birlik olmaktan başka çaremiz yoktur. Kurduğumuz kooperatif, dernek vb. kurumlara sahip çıkalım. Bilgi alışverişimizi güçlendirelim.

Bayram Babatutmaz

Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi

2 Kasım 2014 Pazar

Bakanlığın Vaatleri Şirketin Yalanları

“İzmir ili Karabağlar ilçesi sınırları içinde kalan 540 hektarlık alana ilişkin; Hâlihazır harita, plana esas jeolojik-jeoteknik etüt, mevcut durum analizi, hak sahiplerinin tespiti ve gayrimenkul değerleme, dönüşüm modeli, MASTER PLAN, İMAR PLANI, Kentsel tasarım projesi ve UZLAŞMA SÜRECİ, hizmet alımı işinin ihalesi yapılarak Bakanlığımız ile ilgili firma (Yeni Hedef Haritacılık A.Ş.) arasında 26.04.2013 tarihinde sözleşme yapılmıştır.”

Yukarıda alıntı yapılmış olan metin Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneğinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sorduğu 13 soruluk 01.07.2014 tarihli yazımıza istinaden yollanan 5889 sayı ve 22.07.2014 tarihli cevap yazısıdır.
Gündemimizde olan ve bizim de sıkça dile getirmeye çalıştığımız İmar Planlarının yapımı ve Uzlaşma Görüşmeleri ile ilgili kısmın adı geçen şirket tarafından yapılacağı ve sonuçlandırılacağıdır. Peki, imar planları kesinleşmiş midir? Hayır. Çünkü Çevre ve İl Müdürlüğüne derneğimizce yazılı soru olarak verdiği 01.07.2014 tarihli 14902 sayılı cevabi yazıda aynen şöyle denilmektedir.

“Bahse konu olan alanda, bakanlığımızı temsilen yetkili firma tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında; alana ilişkin jeolojik etüt ve hak sahibi değerlendirme çalışmaları tamamlanmış olup, Revize İMAR PLANI hazırlanmasına ilişkin süreç halen devam etmektedir.”
Bakanlığın ve Çevre İl Müdürlüğünün bu yazılara derneğimizin facebook sayfasından (facebook.com/LimontepeKDD) erişilebilmektedir. Bu yazılardan çıkarılacak sonuç ve sorgulamamız gereken konuları şöylece sıralamak mümkündür.

Mevcut alanda yapılması gereken imar planı çalışmalarının adı geçen şirkete ihale edildiği ve imar planı çalışmalarının henüz kesinleşmediğidir. Hal böyleyken, Ada ve parsellerin belli olmadığı, imar planının olmadığı böylesi bir durumda çağırıp “sizin hak ettiğiniz inşaat alanı şu kadar m2” demek ve uzlaşma tutanağında “80 m2 mi, 100 m2 mi ya da 120 m2 mi ev istiyorsunuz?” demek abesle iştigaldir.

Sorduk soruyoruz; çıkarılan bu hak edilen m2 imar planları kesinleşmemiş ise neye istinaden çıkarılmıştır. Verilen sözlü cevaplar şöyledir;

·         Şimdiki var olan imar planı (2 kat imarlı) üzerinden yaptık.

·         Jeolojik duruma, binanın durumuna manzarasına vs. bakıp çıkardık.

·         Bakanlık bu hesapları yapıyor. Bizim alakamız yok.

Gibi denilerek bizimle alay etmektedirler. Hiç aklımızın olmadığını, ne söylerlerse kandırabileceklerini sanıyorlar. Eski iki kat imar üzerinden mülklerimizi, binalarımızı hesaplıyorlar, yeni yapılacak olan 8 kat mı, 10 kat mı olduğunu bilmediğimiz imar planı üzerinden mülklerimizi birilerine peşkeş çekerek büyük RANT sağlamayı planlıyorlar.

Ada ve parsel belli olmayan bu tutanağa imza atıldığı takdirde, bize tercih ettirdikleri… m2 binaları; 540 hektarlık bu alan içinde, yani yaklaşık 3,5 km uzunluğunda 1,5 km enindeki bu alan içinde her hangi bir yerde verecekler. Sözlü olarak parselinizin yanında vereceğiz demeleri yalandır. Hiçbir hukuki bağlayıcı önemi yoktur.

Facebook sayfamızda 2 adet uzlaşma tutanak metni vardır. Ve ikisi bir birinden farklıdır. Bu tutanakların herkes tarafından incelenmesi gerekmektedir. Şirket tarafından ilk olarak çıkarılan ve imzalatılmak istenen tutanağın Uzlaşma Esasları ile ilgili 4. Maddesinin (b) bendinde “Bakanlık tarafından hak sahiplerine verilecek olan taşınmazlar, öncelikli olarak sahibi olduğu taşınmazının en yakın çevresinden verilecektir.” denilmektedir. Bu metin çok problemli bir metindir ve hiçbir kesin hüküm içermemektedir. Öncelikli olarak yakınında vereceğim denilmektedir. Eğer tercih ettirdikleri 80 m2, 100 m2 ya da 120 m2 bina (daire) orada yoksa 540 hektarlık alanın başka bir ucunda ise ne olacaktır. Diyecekleri şudur; en yakın yer burasıdır. Bu dairelerden birisini tercih edeceksiniz denilecektir. Her yöne çekilebilecek bir metin yazılmıştır. Bunun çok net bir şekilde herkesin anlayacağı bir dille yazılması mümkündür. Ve isterlerse biz kendilerine bu metni yazacağımızı taahhüt ederiz. Ayrıca bu madde ile ilgili daha birçok problemden söz edilebilecekken, adı geçen şirket bu maddeyi (b bendi) 2. Uzlaşma tutanağından tamamen çıkarmıştır. Bu şu anlama gelmektedir. 540 hektarlık alanın içinde ya da dışında her hangi bir yerde size konut verebiliriz belki de vereceğiz. Bu durum kabullenemez bir durumdur. Yerinde dönüşüm dedikleri sözlerin hepsi havada kalmaktadır.

Bu şirketin birkaç sunumuna katıldık. Herkeste biliyor ilk geldiklerinde işte binalarınızın fotoğraflarını çektik ne kadar manzarası varsa yeni yapılacak binalarda size o kadar manzarası olan daireler vereceğiz, vs. vs. vs. hani nerede birde kura çektireceğiz diyorsunuz. Nerede manzara, nerede yerinde dönüşüm? Tümden yalanlar, aldatmacalar üzerine kurmaya çalıştıkları bir RANT ve TALAN projesidir yaptıkları. Bu alanda oluşan değerleri, RANTI birilerine peşkeş çekmeye çalıştıklarını; imar planlarını bizden saklamalarından ve uzlaşma tutanaklarından anlamış bulunuyoruz.

Bu mahalleler ve sokaklar, burada yaşayan ve yaşamış tüm yakınlarımızındır. Burada oluşacak imardan ve başkaca değerlerin sahibi biziz. Burayı bu değerleri yaklaşık 55 bin insanımızın tapulu, tapusuz ve kiracılar olarak yaratmıştır. Çekilen zahmetleri ve yoksullukları hepimiz biliyoruz. Bunları tekrar etmek istemiyoruz. Oluşan bu değerler burada yaşayanlara, analarının ak sütü gibi helaldir ve bizimdir. RANT peşinde koşan bir avuç kişiye yedirmeyeceğiz.

Bunun tek yöntemi ve gücü, beraber birlikte örgütlenip hareket etmektir. Bu günlerde örgütlü gücümüzü göstermenin yolu önümüze konulan ne olduğu belli olmayan, bu “Uzlaşma Tutanağı” ’na İMZA ATMAMAKTIR. Bakanlığın vaatleriyle şirketin yalanları arasına sıkışmayacağız.

Doğan Yüksel

Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Başkanı

1 Kasım 2014 Cumartesi

Rantsal Dönüşüm Projesi

Sistemin zorla insanlara dayattığı adı kentsel dönüşüm diye insanlara lanse edilen fakat asıl amacı RANTSAL DÖNÜŞÜM olan bir projeyi hayata geçirmeye çalışan zorlu bir süreçle mücadele etmeye çalışıyoruz. Mahalle sakinleri olarak, burada yaşayan insanların tamamı, dar gelirli ve çok nüfuslu ailelerden oluşmaktadır. Bir küçük çatılı evde dört aile birlikte yaşamaya çalışan bir yapıya sahip. Gelir düzeyi yoksulluğun altında olan ve bunca zorluğa rağmen, kendi imkânlarıyla barınmak için kendine zorla yaptıkları bir evin bile insanlara mubah görülmediği, bir sistemde yaşıyoruz.

Rantsal Dönüşüm Projesi
Evet, buradaki insanlar çok güzel koşullarda ve sağlıklı evlerde oturmayı tabii ki en iyi koşullarda yaşamayı hak ediyorlar. Fakat emekleri yok olmadan, canları yanmadan bu koşulları elde edebilmeliler. Bunca mücadeleden sonra insanlar daha iyi koşullarda yaşamak için mücadele etmelidir. Fakat önümüze konan uzlaşma tutanağında; ne yapılacak imar planı, ne verilecek ev yerleri belli değil. İnsanlara belirsiz tekliflerle can yakma projesi hazırlamışlar. Kimsenin evinin nerede olacağı belli değil. Çünkü konum itibarıyla mahallenin yapısı; deniz manzaralı, yüksek ve temiz bir doğaya sahip. Bu göz önünde bulundurularak evlerin yerleri belirsiz bırakılıyor.

Kadifekale, İzmir için çok belirgin bir örnek teşkil ediyor. Yoksul insanların ikamet ettiği, konum olarak İzmir’in en güzel yerini teşkil eden bir yere sahip. Sınıf ayrımı göz önüne getirildiğinde yoksul sınıfın iyi yerlerde yaşaması mubah görülmediğinden, riskli alan ilan edip orada yaşayan insanları, İzmir’in en uzak semtlerine yerleştirdiler. Ve evlerine en düşük değeri vererek geri borçlandırdılar. Bugün Karabağlar ilçesinde yaşayanlara da aynı muamele uygulanmaya çalışılıyor. Yine İzmir’in yaşanabilen mahalleleri olarak bizlerin yaşadıkları yerleri, Kadifekale örneğinde olduğu gibi; evlerimizi, elimizden yok parasına alınıp nereye sürüleceğimiz bilinmeden el konulmaya çalışılıyor.

Bu zorlu süreci tüm Karabağlar ilçesi yaşayanları ve Limontepe sakinleri olarak hep beraber hareket edip en iyi koşulda emeklerimizin karşılığını nasıl alırız mücadelesini vermeyi umut ediyorum. Geçmiş yıllara bakıldığında verilen mücadelenin sonunda kurulan bu mahallelere yine hep beraber emeğimizle sahip çıkarak kazanacağız.

Devrim Çakmak

Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi