7 Nisan 2016 Perşembe

Bakanlık Eliyle Yeni Senaryo


Çevre ve şehircilik bakanlığının ilçemizde ilan ettiği riskli alan ve kentsel dönüşüm konusunda ilçe halkının yaşam alanlarını koruma hususunda dik durarak hukuk mücadelesi vermesini hazmedemeyen ilgili bakanlık, bakın alt satırlar da değineceğim oyun ve senaryolar düzenlemeye hazırlanıyor.
AMAN DİKKAT!

 

Bu kentsel talan dediğimiz 6306 sayılı yasa kapsamında;
  1. İZMİRLİ Müteahhitleri aynı yasa çerçevesinde devreye sokmak.
  2. Halkı muhtarlar aracılığıyla bu toplantılara çağırmak ve kandırmak.
  3. Bu muhtarlar hiç bir şekilde sürecin başından beri yanımızda olmayan muhtarlar. Yani halkın haklarını gözeten değil yandaş olan muhtarlar. Siz Karabağlar halkı olarak biliyorsunuz zaten, bu haksız ve halksız muhtarları. Üzerine alınıp cevap verecek olan muhtar varsa isimlerini de açıklarız. Seçim dönemi kapı kapı dolaşarak oy istedikleri ortada, ama iş halkı bu kentsel talanla mücadelesinde nasıl yalnız bıraktıkları da ÇOK NET ORTADA.
  4. İlgili bakanlık yetkilileri İzmir’de büyük bir otel de, ismi bizde şimdilik saklı olan yandaş veya yandaş olmaya aday olan, ve İzmir sayesinde büyük kazanımlar sağlayan müteahhit arkadaşları bakanlığın bu halkı yok sayan kentsel talan oyununa gelmemeye çağırıyoruz. Her şey para değil kefenin cebi yok Allah çarpar diyoruz. Bu firmalardan biri de E.K. dır.
  5. İlgili bakanlığın yapmaya çalıştığı talan ve göçertme yasası karşısında HALK ÖRGÜTLENİP DİRENİNCE. Süreci başaramayacağını anlayan ilgili bakanlık şimdi de İzmir müteahhit firmalarını devreye sokmak suretiyle mahalle hatta sokak bazında halkı yandaş muhtarlar vasıtasıyla çağırıp toplantılar düzenleyip maket planlar ve projeler göstererek halkı kandırmaya çalışacakları yönünde çok sağlam kaynaklı istihbaratlar aldık.
  6. KISACA HALKIMIZA DUYURUSUNU YAPTIĞIMIZ BU KONU ÇOK ÇOK ÖNEMLİDİR. YUKARIDA KISA DEĞINDIĞIMIZ DURUMA HER AN GİRİŞEBİLİRLER. ÇOK DİKKATLİ OLMALIYIZ. VE KONUYA DUYARLI ARKADAŞLARIN DESTEĞİNİ İSTERİZ.
  7. Karabağlar da yakın zamanda, bu kirli oyuna başvurulacağını öngördüğümüz ve 16 mahallemizde yaşayan paydaşlarımız böyle bir duyum almanız durumunda lütfen mahalle derneklerinizle iletişime geçiniz. Veya mahalleler birliği yetkilisi bir arkadaşınıza bildiriniz.
Not: Duyarlı Muhtarları tenzih ederiz.

Detayları önümüzdeki süreçte DAHA ÖNCE her hafta yapmış olduğumuz gibi mahallelerimizde toplantılar yaparak süreç hakkında detaylı bilgilendirmeler yapılacaktır.
SAYGILARIMIZLA…
TÜM HALKIMIZA ÖNEMLE DUYURULUR!

KARABAĞLAR MAHALLELER BİRLİĞİ ADINA
KARABAĞLAR HAKARAYANLAR DERNEĞİ BAŞKANI
HALİL ECEVİT

14 Temmuz 2015 Salı

Karabağlar’da Rantsal Dönüşüm ve Plan Süreci

Uzundere’de doğan, evi tapu tahsis belgeli, 1980’li yıllardan bu güne çeşitli nedenlerle arazileri kamulaştırmalara uğramış bir dedenin torunu olarak, yıkılmak üzere olduğu halde - ıslah planı yapılmadığından– evi yıkıp yenisini yapamayacağımız için 25 yıldır Buca’da yaşamak zorunda kalan Süleyman Gür’üm ben.

Bir mahalle düşünün, içerisinde yaşayan yüzlerce insanıyla; birbiri ile iyi günlerinde, hastalığında ve sağlığında, her şeyi birlikte yapmaya çalışan, müstakil ve huzurlu bir ortamda küçük bahçelerinde ailesiyle, yakınlarıyla ve komşularıyla birlikte yaşayıp, yaşlansınlar. Huzur içinde bir yaşam sürmek isteyen bu insanların, sağlıklı ve güven içinde, mülkiyet ve barınma sorunlarının olmadığı bir hayat kurabilmelerinin birinci önceliği mahalle sakinleri ile birlikte yapılmış bir plandır. Plan yapma yetkisi genel olarak belediyelerin elindedir. Belediye ya da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, plan yapma yetkisini, yapacağı alandaki insanların tüm haklarını koruyup kollayacak şekilde, hiçbir hak mahrumiyeti yaşatmadan, halkla birlikte çalışarak yapabilir. Hazine arazisi olan yerlerin tapularını, öncelikle Milli Emlak’tan Belediyeye sonrasında vatandaşa beş yıllık ödeme planı sunarak devredebilir. Yani Belediyeler, tapu tahsis belgesi olanın tapusunu, ıslah imar planlarını yaparak, arazisini üzerinde yaşayana devredebilir. Yeter ki istesin! Halkın yanında olsun! Halk için çalışsın.
Belediyeler ya da Bakanlık için sorun şu ki, bunu yapmak maliyetli bir iştir. Rantı ve getirisi yoktur. Mahkeme süreçleri olacaktır. Ancak bilinmelidir ki planı düzgün yaparsa, yapma ve yaptırma hakkını vatandaşa verirse; vatandaş kazanır. Sorun bunu isteyip istememektir.
Plan Alanı
Plan sorunsuz ve düzgün yapılır, itiraz noktaları ortadan kaldırılırsa, vatandaşın yeri değerlenir. Bu değerden kazanacağı pay artar. Artan bu payı bölüşmek, talan etmek, RANT’a kurban vermek zorlaşır. Halkla birlikte yapılmış plan, vatandaşın kazanması fakat müteahhitin, para babalarının kaybetmesi demektir. İnsanların yaşam alanları için yapılmayan, düzenli ve RANT getirici planlar; uygulaması daha kolay, RANT’ı yüksek boş arazilere yapılıyor. Amaç vatandaşın daha iyi koşullarda ve sağlıklı yapılarda yaşaması ise ticari alanları konut alanlarından daha fazla olan bir plan nasıl kabul edilebilir.

Amaç bellidir. 2011 yılında uluslararası firmalara çizdirilen planlar kendi sitelerinde yayınlanan firmaların iştahını kabartmaktadır. Hep daha fazlasını, bir daha fazlasını ve nihayet en fazlasını istemektedirler. Zaten yapı yasaklı ağaçlandırma sahası olan bu büyük alanlar bir lütufmuş gibi işte şu kadarı yeşil alan diye sunuluyor. Mevcut hali hali-hazırda zeytinlik olan, insanların ürünlerinin toplandığı alanlar hiçbir gerekçe gösterilmeden park alanları olarak ilan edilmekte, derelerin yatak ve yönleri değiştirilmekte, büyük ticari kullanım alanları oluşturulmak için her yol denenmektedir.

Bu planlar için o kadar para ve enerjiyi harcayan güçler, üzerinde yaşayanların tapularını vermediğine göre, yapma ve yaptırma haklarını tanımadığına göre; bu güç insanı yer talan eder. Bunun için dönüşümü de bahane etmekten çekinmez.

İzmir’de kentsel dönüşüm süreci heyelan bölgesi olarak ilan edilen Kadifekale ile başlamıştır. Kale halkının Uzundere TOKİ’de 16 katlı apartmanlara mahkûm edilmesi ile sonuçlanmıştır. Birçok Kale’li, bugün farklı yerlere taşınmak zorunda kalmıştır.
Sonrasında İzmir Büyükşehir Belediyesi; Büyükşehir belediye sınırları içinde toplam 4700 hektarlık alanda (Ki bu İzmir Büyükşehir sınırlarının 1/4'üne tekabül etmektedir); Belediyeler yasasının 73. Maddesi kapsamında; başta Bayraklı, Ege Mahallesi, Aktepe, Emrez, Uzundere, Limontepe ve Cennetçeşme ile dönüşüme devam etmek istemiştir. Ancak 6306 sayılı yasanın Mayıs 2012’de çıkması ile beraber, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adeta; “Ey Belediye ben bu RANT’ı sana yedirmem” dercesine, Karabağlar’da Limontepe ve Cennetçeşme’yi de içeren 15 mahallede 540 hektarlık alanı Türkiye’nin en büyük riskli-alanı olarak ilan etmiştir.

Karabağlar Kentsel Dönüşüm Nazım İmar Planı
26 Haziran 2015 tarihi itibarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü tarafından, bu 540 hektarlık alanın 101,4 hektarlık alanı için 1/1000 Uygulama İmar Planı ile 1/5000 Nazım İmar Planı askıya çıkmıştır. Bu planları hep birlikte incelemek bizim vatandaşlık görevimizdir. İtiraz ettiğimiz noktaları hep birlikte yüksek sesle söylemek hepimizin ortak çıkarınadır.

Haritada Dönüşüm Alanı
Gerek Karabağlar’da, gerek İzmir’de, gerekse Türkiye’nin diğer illerinde, yapılmak istenen dönüşüm alanlarının ortak özellikleri bulunmaktadır. Çoğunlukla yoksul ve emekçi kesimlerin yaşadığı bu alanlarda Tapu tahsis belgesi olduğu halde, tapusunu alamayan büyük bir kesim bulunmaktadır. İmar planlarında Emsal (Toplam İnşaat Alanı) ve Yükseklik (Binaların kaç kat olabileceği) oranları düşüktür. Hazineye ve Belediyeye ait arazi miktarı fazladır. Yapılaşma sayısı azdır. Yani bu alanların ortak özelliği RANT’a açıktır. İşte bu durum gerek belediyenin gerekse Çevre ve Şehircilik Bakanlığının neden bu alanlarda dönüşüm yapmak istediğini açıklamaktadır.
Bu dönüşüm alanlarında yaşayanlar olarak bizlere düşen görev, haklarımızı bilmek ve bu haklarımızı RANT’a ve TALAN’ a dönüştürmek isteyen gerek müteahhitlere, gerekse bu müteahhitlere destek olan idarecilere (Belediye ya da Bakanlık) karşı birlik olmaktır.


Uzundere Köyü Harmanyeri Derneği
Süleyman Gür

4 Ocak 2015 Pazar

Nasıl Bir Kentsel Dönüşüm?

Kentsel Dönüşüm ve Yenileme Uygulamaları Hakkında

Merkezi İdare ve Yerel yönetimler tarafından, Riskli-Çöküntü-Gecekondu-Deformasyon alanlarının ihyası ve yeniden dizayn edilmesi adı altında küresel ölçekte değerlenen emlak spekülasyonunun (Vurgunculuk-Düşüntü) rüzgârına kapılan sermayenin, örtülü niyetlerini gizleyerek halkın üretim, tüketim, kullanım ve yaşam alanlarına yönelik simetrik bir saldırısı başlatılmış bulunmaktadır. Genel olarak kentsel dönüşüm, şehir ve kentlerin büyümesi ile artan talep sayesinde değerlenen arazilerin, eski sahiplerinden arındırılıp daha zengin yeni sahiplere uygun hale getirilmesi yöntemi ve girişimidir. Bu girişimle, Siyasal-Ekonomik-Rant amaçlı ve popülist politikalar uğruna, elit kesimlerin çıkarları gözetilerek ülke kaynakları talan edilmektedir. Projenin örtük ve gizliliğinin ifşa olmaması, kamuoyu ve halktan gelebilecek tepkilerin törpülenmesi ve halk desteğinin düşürülmesi için, insani ve uygarca çağrışım yapan isimlerle süsleyip gerekçelendirilerek, algı ve eksen kayması yaparak, projeye toplumsal “Meşruiyet” kazandırmayı istenmektedir.

Riskli-Çöküntü ve Gecekondu bölgelerine yönelik olarak başlatılan bu tarz kentsel müdahaleleri kaygıyla izlemekteyiz. Gündemin bu kadar karışık, algıların her alana çekilmeye müsait olduğu bu zeminde, amacımız yeni bir karışık gündem yaratmak değildir, “Sorun” alanlarını tespit ve politika üretenleri farkında olmaya davet etmektir. Söz konusu müdahalelerin uzun vadede telafisi zor sosyal ve mekânsal sorunlar yaratacağı endişesi taşıyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bu tarz kentsel dönüşüm projeleriyle; üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve meslek odalarının eleştirilerini dikkate almadan, hazırlama ve onay süreçlerinde tek yetkili oldukları planları / projeleri acil olarak hayata geçirmektedirler. Bütün tepkilere rağmen, paylaşımcı olmayan, katılımı ve toplumsal uzlaşmayı bir kenara iten merkezi idare, bunu yaparken de yaşayanları dışlamakta, görmezden gelmekte ve onların rızasını aramamaktadır.




Merkezi idare, toplumun en fazla dışlanmışlık sorunuyla karşı karşıya olan gruplarını hedef almakta, örgütlenemeyen ve örgütlenemediği için de hakkını arayamayan insanlar üzerinde baskıcı bir anlayışla müdahalelerini gerçekleştirmektedir. Bugün, çoğunlukla gecekondu, eskimiş Riskli-Çöküntü konut alanlarında yaşayan, sosyal güvenceleri olmayan ve düşük gelir grubunda bulunan insanlar, ne yapacaklarını, kime başvuracaklarını ve başlarına ne geleceğini bilmeden çaresizce beklemektedirler. Kentte tutunmanın, enformel işgücü piyasasında var olabilmenin bir yolu olarak dayanışma ilişkileriyle ayakta durabilen ya da bu tür ilişkileri dahi kuramamış gruplardan oluşan bu insanların, yakın gelecekte kentin çeperlerinde kurulmakta olan toplu konut adacıklarına taşınmaları halinde, bu yeni yaşama alanlarında toplumsal uyum sorunları ve yeni yoksulluk süreçleriyle karşılaşmaları kaçınılmazdır.

Bizler, Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platformu olarak; sürdürülebilir ve yaşanabilir kentler yaratmak üzere, yaşanan sürecin yarattığı kaygılarla, kentsel dönüşüm ve yenileme süreçlerinde izlenmesi gereken aşağıdaki temel ilkeleri gerekli görüyoruz.

Planlama Bütünlüğü

Olağanüstü planlama olayları gibi ele alınan kentsel dönüşüm ve yenileme projeleri, bütüncül planlama yaklaşımı hiçe sayılarak, kentlerin değer kazanmış ya da değer kazanmaya aday parçalarına yönelik olarak kurgulanmakta, bu durum kentlerin dengesiz ve sağlıksız büyümesine yol açmakta, dolayısıyla da sorunlara köklü çözümler üretilememektedir. Oysa kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri, planlama sürecinin olağan parçaları olarak ele alınmalı, bütüncül planların işaret ettiği şekilde yönetilmelidir.




Çok Boyutluluk ve Uzun Dönem

Kentsel dönüşüm / yenileme uygulamaları yalnızca fiziki değil, ekonomik ve sosyal boyutları da kapsayacak şekilde çok bileşenli olarak kurgulanmalı ve uygulanmalıdır. İnsanların kurduğu sosyal ve ekonomik ilişkiler, içinde yaşadıkları fiziki mekânı biçimlendirmede etkilidir. Bu ilişkileri yeterince sorgulamayan ve çözümlemeyen bir fiziki mekân tasarımı kabul edilemez. Dahası, kentsel dönüşüm ve yenileme uygulamalarının hazırlandığı yer için tespit edilen sosyal ve ekonomik sorunlara çözüm oluşturması beklenir. Toplumsal ve iktisadi kapasiteyi geliştirecek, sürdürülebilirliği sağlayacak ve yeni iş alanları oluşturacak etkin sosyo-ekonomik programlar, kentsel dönüşüm yenileme süreçlerinin temel unsurları olmalıdır. Bu programlarla beslenemeyen kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri kabul edilemez. “Yeni bir toplumsal yaşam formatı” paradigması ile yaşayanların sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik programlar geliştirmek gerekir. Kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri siyasi dönemlere ya da kısa ihale süreçlerine sığdırılamayacak kadar kararlı, ciddi ve uzun erimli çalışmaları gerektirir. Ayrıyeten bölge dışında yeni bir hayat kurmak için yeterli gelire sahip olmayan, çoğunluğu sosyal güvenceden yoksun, kiracı ailelerin bölgeden ayrılmak zorunda kalması yaşamsal bir tehdit oluşturmaktadır. İnsanların kaygılarını, gelecek endişelerini ve mağduriyetlerini gözetmeden bir kentsel dönüşüm yapılamaz.

Katılım ve Karar Alma

Kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri yaşayanlar ile birlikte kararlaştırılmalı, geliştirilmeli, planlanmalı ve yönetilmelidir. Sonuç alıcı, insan ve mekânsal odaklı, şeffaf çözüm önerilerinizi ortaya koymazsanız, bizi kandırdığınız algısını uyandırırsınız. Süreçten herhangi bir kesimin, herhangi bir gerekçeyle dışlanmaması gerekir. Katılım modelleri, yaşayanların sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerine uygun olarak kurgulanmalıdır. Bu tip pratiklere alışık olmayanlara karşı sabırlı davranılmalı ve yaratıcı yöntemler geliştirilmelidir. Katılım pratiklerinin karşılıklı öğrenme ile güçlendiği hiçbir aşamada unutulmamalıdır.
Katılım modelleri iyi kurgulanmış ve karar alma süreçleri bu modeller üzerinden gerçekleştirilmiş, “Adaleti” referans almış bir kentsel dönüşüm-yenileme süreci; hem daha uygulanabilir olacak, hem de toplumsal uyumun artmasına ve demokrasi kültürünün yerleşmesine olanak tanıyacaktır.



Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik

Kentsel dönüşüm ve yenileme süreçlerinin şeffaf, dolayısı ile hesap sorulabilir şekilde yönetilmemesi, kentsel dönüşüm uygulamalarına ve dönüşümün uygulayıcılarına olan güveni sarsmaktadır. Hâlbuki temel “Öznesi” şeffaflık üzerine kurgulanmış, hesap verebilirliği sağlayacak bir kentsel dönüşüm; gündeme gelebilecek spekülasyonların önünü kesecektir. Şeffaflık sayesinde uygulayıcılar ile yaşayanlar ve sivil toplum kuruluşları arasında güven ortamı oluşacak, böylece katılımcı planlama pratiklerinin önü açılacaktır. Katılımla alınan kararlar ve bunların gerekçeleri konusunda; sürecin her aşamasında herkese açık, doğru ve zamanında bilgilendirme ve belgeleme yapılması gerekmektedir.

Uzmanlık

Şeffaflığın ve katılımın sağlanması koşulu ile kentsel dönüşüm ve yenileme süreçlerinin; bilgi, birikim ve deneyim sahibi bağımsız uzmanlar tarafından yönetilmesi, süreci spekülatif ve politik müdahalelerden arındıracaktır. Şeffaflığın ve katılımın sağlanmaması halinde ise en iyi uzmanların bile yapabilecekleri sınırlı olacaktır. Diğer yandan, kentsel yenileme ve dönüşüm projelerini yürüten uzmanların çok boyutluluk ve katılım ilkelerine inanmaları ve bunları uygulayabilecek donanımda olmaları önem taşımaktadır.

Yer Seçimi, Özgünlük ve Gereksinimler

Kentsel dönüşüm ve yenileme alanlarının yer seçim kararları katılımcı yaklaşımlarla verilmeli, sınırların saptanmasında, modellerin seçilmesinde bilimsel ölçütler kullanılmalı ve ilgili bölgelerin sorunlarını yansıtan veriler temel alınmalıdır. Süreç, bu bölgelerin özgün niteliklerine ve gereksinimlerine uygun olarak planlanmalı ve yönetilmelidir. Mevcut uygulamalar hemen her bölgede birbirine benzeyen, özgünlük ve yerelin gereksinimlerinden uzak çözüm önerileri getirmektedir. Bu uygulamalar, yalnızca değişim değerini hızla artan, rant odağı haline gelen / gelebilecek alanlara yoğunlaşmıştır. Oysa kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri kullanım değeri üzerinden, gereksinimlere ve özgünlüklere uygun olarak kurgulanmalıdır.

Etaplama

Temel ilkelerden kopmadan, sürdürülebilir bir proje yönetiminin sağlanması ve hedefe ulaşılması, doğru bir etaplamanın yapılması ve şeffaf süreçler içerisinde uygulanması ile mümkün olabilir. Etkin bir etaplama, projelerin uygulanabilirliğini de arttıracaktır. Mevcut uygulamalarda tatmin edici bir etaplama tespit edilememiştir.

Uygulamanın İzlenmesi

Kentsel dönüşüm ve yenileme, uygulama sonrasında da izlenmesi gereken süreçlerdir. Merkezi idare projenin tamamlanmasından sonraki süreci de düzenli olarak izlemeli, gerekli hallerde projenin hedeflerine uygun olarak ya da katılımcı bir yaklaşımla proje hedeflerini revize ederek sürece müdahale etmeli ve projenin gidişatını kamuoyu ile paylaşmalıdır. Ülkemizde sık göremediğimiz başarı hikâyeleri ancak bu izleme süreçleri ile gerçekleşebilir.


Bizler, bölge yerel dernekleri, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, meslek odaları, akademisyenler ve araştırmacılar olarak, toplumsal ve mesleki sorumluluklarımız uyarınca, mevcut kentsel dönüşüm / yenileme uygulamalarından endişe duymaktayız. Öncelikle merkezi ve yerel yönetimler olmak üzere, ilgili bütün uzmanları, meslek odalarını, sivil toplum örgütlerini ve basın – yayın organlarını, bilinçli, duyarlı ve hep birlikte konunun takipçisi olmaya davet ediyoruz.


Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platformu
Davut Tekin

31 Aralık 2014 Çarşamba

BİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!


1970’li yıllar da, köyden kente göçlerin ivme kazandı o dönemlerde kimimiz ekonomik, kimimiz siyasi nedenlerle büyük şehirlere göç ettik. Büyük şehirlerde iş gücüne ihtiyaç vardı. İş bulup çalışmaya başladık ancak gücümüz kira vermeye yetmiyordu. Gecekondu yapmaya başladık. Bu süreci yaşayanlar bilirler; ne elektrik ne de yok vardı. Ben de 1978 de bu şartlarda Limontepe’ye geldim. Bir ay içinde 2 göz ev yaptım. O dönem mahallenin kurucularından rahmetli İsmail Güneş amca, köyden gelen her tanıdığını evine kabul ederdi. Aşını, ekmeğini, elektriğini, suyunu bizimle paylaşırdı. Çok iyiliğini gördük. Bu vesileyle kendisini tekrar rahmetle anıyorum. Çoluğumuz-çocuğumuz burada doğdu, kendimize bir hayat kurduk 40 yıldır buraların kahrını çekiyoruz. Sonra belediyeler bize tapu tahsis belgeleri verdi. Daha sonra Turgut Özal döneminde imar affı gelince tapularımıza kavuştuk. Benim geldiğim dönem 10 hane ya vardı ya yoktu şimdilerde yaklaşık 7 bin nüfuslu bir mahalleyiz.
 
Limontepe Pazaryeri Kentsel Dönüşüm Bilgilendirme Toplantısı

Karabağlar; 6 Mart 2008 tarihinde, 5747 sayılı bakanlar kurulu kararıyla, Konak ilçesinden ayrılarak ilçe olmuştur. 460 bin nüfusuyla, 55 mahalle ve 2 köyden oluşan Karabağlar, 7100 hektar alan ile İzmir’in en büyük ilçesidir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 31.12.2012 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 6306 sayılı yasa kapsamında; Karabağlar’da 15 mahalleyi içeren ilgili 540 hektarlık alanda kentsel dönüşüm yapacaktır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 31.09.2013 tarihinde, Karabağlarda kentsel dönüşüm yapılması ile ilgili kimi yetkilerini ihale yolu ile Yeni Hedef Harita Ltd. Şirketine devretmiştir. Bu şirket plan ve projenin yapılması, hak edişlerin tespiti ve uzlaşma görüşmelerini yapmakla yetkilidir. Ancak bu süreçte hiçbir hak sahibinin görüşünü almamıştır. Plan ve projeyi bile yapmadan, bakanlıktan aldığı yetki ile bizlere 5 sayfalık bir tutanak imzalatarak evlerimizi GASP etmek istemektedir. Bu şirket biz hak sahiplerine 24.04.2014 yılında bir muvaffak görüşmesi tebligatı göndermiş ve 10 gün içinde 9 adet belgenin şirkete götürülmesini istemiştir. Ayrıca bu tebligatta; 540 hektarlık bu alan için, jeolojik etüt, plan ve projenin yapılmış olup hali hazır haritalarının çıkartılmış olduğu belirtilmektedir. Uzlaşma görüşmeleri için de ofise gitmemiz talep edilmiştir.
 
Limontepe Pazaryeri Kentsel Dönüşüm Bilgilendirme Toplantısı
 
Ancak bugüne kadar ne planı ne de projeyi gördük. Ayrıca kendi büroların da asılı olan resimlerin bile Ankara Dikmen için yapılmış bir projeye ait görüntüler olduğunu öğrendik. Bu şirket hem kendini hem de halkı kandırmıştır. Süreç tıkanmıştır.

Bu süreçte aldığımız duyumlar şunu göstermektedir. Yerimize 10 kat bina yapılmakta ancak neden hak edişlerimiz 2 kattan hesaplanıyor. Birde uzlaşma tutanaklarında bizim mevcut ada, pafta vb. tüm bilgilerimiz yazdığı halde verilecek daireler ile ilgili neden hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Bu bir çelişki değil midir? Bu 5 sayfalık tutanağın hiçbir maddesinin elle tutulur bir yanı yoktur. Örneğin bir olumsuzluk yaşanırsa Ankara mahkemeleri yetkili kılınmış. İzmir’de mahkeme yok mu? Kimsenin borcu sabit değil. Belirtilen borçlar ile ilgili bina bittikten sonra satış fiyatı üzerinden Şerefiyeli ve KDV eklenmiş hali ile yeniden hesaplanacaktır denmektedir. Bu sözleşmenin her tarafı sakattır.

Kentsel dönüşüm olmasın demiyoruz. Çünkü bizlerde sağlıklı bir konutta yaşamak isteriz. 1939 Erzincan depreminden 2011 Van depremine kadar ülkemizde yaşanmış olan 9 ayrı büyük depremde toplam 70 bin insanımızı kaybettik. Bu nedenle kentsel dönüşüm mutlaka olmalıdır diye düşünüyorum. Ancak projenin içinde halk yoksa başarıya ulaşması mümkün değildir. Ayrıca yerinde dönüşüm olmayacağını da verilecek dairelerin ada ve pafta bilgilerinin belirtilmemesinden anlıyoruz. Bu şirket 18 mahalle muhtarı ile yaptıkları bir toplantıda bize bir örnek sunmuşlardı. Biz muhtarlar olarak inanmıştık. Ancak sonraki uygulamaları gördükçe kendimizi aldatılmış hissediyoruz. Ve şimdi halktan aldığımız destek ile İmzalamıyoruz diyoruz. Çevre ve şehircilik bakanlığı 100 yılın projesi diyor. Projenin tüm detaylarını müteahhitler biliyor ancak tek bir vatandaş bile bilmiyor. Bu mu 100 yılın projesi takdir vatandaşımızındır.

İçinde halkın, il ve ilçe belediyelerinin, meslek odaları ve bilimsel kuruluşların olmadığı bu projenin uygulanabilir hiçbir tarafı kalmamıştır.

Örneğin, 5393 sayılı belediye yasasının 73. Maddesinde hak sahiplerinin içinde olduğu uzlaşma ve rıza yolu ile uzlaşma esası uygulanır der. Uzundere ve ege mahallesi bu yasa ile uygulanmış kentsel dönüşüm örnekleridir. Bu süreçleri incelediğimizde planların, projelerin yapıldığını, ilgili mahallelerde herkesin görebileceği yerlere maketlerin konulduğunu görüyoruz. Uzlaşma görüşmelerinde benim sana vereceğim daire şudur denilebildiğini görüyoruz. Ancak 6306 sayılı yasa hiç bu tür konulara açık değil. Sen gel tapunu bana devret diyor ben sana nerde verirsem kabul edeceksin şeklinde emir vaki yapıyor.
 
 

Bu nedenlerle yerinde dönüşüm olmayana kadar, halk projeye dâhil edilmeyene kadar bizler mücadeleye devam edeceğiz. Aksi takdirde hepimiz hak kaybına uğrayacağız. Bu alanda yaşayan yaklaşık 55 bin insanımızın hak kaybı yaşamaması için birlikte hareket etmeliyiz. Birlikten kuvvet doğar. Biz haklıyız kazanacağız.
 
Limontepe Mahalle Muhtarı
Tacim Öz

10 Aralık 2014 Çarşamba

nafile değil bu toplantılar…



Seniye Nazik IŞIK ([1])


Cennetçeşme’de bir akşam saati… Bir etkinlik planlama toplantısını gözlemlemeye gidiyorum. Beni Hak Arayanlar Derneği’ne götürecek arkadaşlarımla otobüs durağında buluştuk. Derneğin ismini çok sevdim. Nedense bana “yalınayaklar hareketi”ni([2]) anımsatıyor. Belki de bu akşam katılacağım bu toplantıda boy vermekte olan hareketten beklentim yalınayaklar hareketinin ortaya çıkardığı sonuç kadar büyük olsun istediğimdendir.

Sorun: 540 hektarlık, Karabağlar’ın neredeyse üçte biri, 16 mahalleyi kapsayan bir alanda kentsel dönüşüm yapılacak. Peki, orada yaşayanların haklarını nasıl korunacak? İnsanlar yaşam alanlarını, okullarını, sokaklarını, konu komşularını, dostlarını, huzurlarını kaybetmeden nasıl olacak bu iş?

Bilinmezlerle dolu bir süreç boy vermiş. Mahalleye bir şirket bürosu açılmış, insanlara “uzlaşma tutanağını imzala” denmekte. Bazısına göre 17 bin, bazısına göre 27 bin hak sahibi var bu kocaman alanda. 17 bin diyenler sadece tapusu olanları, 27 bin diyenler ilaveten kiracılarla tapusuzları da dikkate alıyor. Sayılar karşısına çıkanı ezecek kadar kocaman aslında… Etkili olabilmekse, bu buluşmalara, konuşmalara, birbirine güvenmeye bağlı… Gemisini kurtaranın kaptan sayıldığı dünyada birbirine inanmak zor iş. Ama onlar zorları gerçekleştirmiş, buraları dağ taş kırlık olmaktan yeni bir hayatın yeşerdiği alanlara dönüştürmüş bir neslin çocukları, torunları… Güvendim onlara; yine yapabilirler, yine başarabilirler, yeni bir hikâye yazabilirler.
 
13 Kasım 2014 Tarihli Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platform Toplantısı
 
Mahalleliler haklarını aramak için yan yana gelmeye başlamış; Limontepe, Salihomurtak ve Cennetçeşme’de kentsel dönüşüm dernekleri kurulmuş. Mardinliler, Tokatlılar hemşeri dernekleri yan yana gelmiş. Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platformu doğmuş, büyüyor. İnşaat Mühendisleri Odası toplantılara gelip bilgilendirmeler yapıyor. Karabağlar Belediye Meclisi’nden üç Meclis üyesi, Karabağlar Kent Konseyi Sekreteri toplantıya katıldı. (Buradaki kentsel dönüşümde belediyeye yok aslında, bu bölgede iş Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın işi.)

Onlarca konuşma dinledim. Kulaklarımda sesler kaldı.

Dönem’in sesi “… kadınlar olmadan evlere ulaşılamaz… evinizdeki insan size inanmazsa sokaktaki mahalledeki hiç inanmaz…” diyor. İçimden yüzyıldan fazla bir zaman geriden bir kadın sesi yükseldi; Yaşar Nezihe’nin sesi:

“Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!

Kuvvettedir hak, hakkını haksızlara anlat.”

Cemalcan’ın sesi basit, açık, anlamlı talepleri sıraladı:

“(1) İmar planları ortaya çıkmadan ve kesinleşmeden uzlaşmaya gidilmemeli;

“(2) Uzlaşma tutanağı birlikte hazırlanmalı dayatılmamalı;

“(3) Projeler hazırlanırken sözümüz yerimiz olmalı; yerinde dönüşüm esas olmalı,

“(4) 540 hektarın içinde bir yerlerde değil kendi mahallemde, kendi komşularımla kalmalıyım;

“(5) 540 hektarın yarısı hastane, okul, park, oyun sahaları gibi sosyal alanlar olmalı, üzerinden rant sağlanan alanlar oluşmamalı.”

Hindistan’dan yetişemediler elbet, ama, yalınayaklar hareketinin sesini duydum ben: “Çözümleri dışınızda aramayın, yaratın.”

Dedim, “nafile değil bu toplantılar”…

Nitekim, tekrar gittim, bir başka zamanda bir sokak bilgilendirme toplantısına katıldım. Yeniden gideceğim, bu yeni hikayenin dost tanıklara ihtiyacı var!




[1] Eşit Yaşam Derneği Başkanı. CHP’de çeşitli sorumlulukları var. Karabağlar’da oturuyor.
[2] Yalınayaklar Hareketi, Hindistan’da 1986’da kurulmuş bir okuldur. Diploma vermez. Özellikle kadınları, bazen sadece büyükanneleri eğitir, yetiştirir. Öğretmenleri halktan, iş içinde yetişmiş ustalardır. İnsanların ihtiyaç duyduğu neyse onu öğrenmesini ve üretmesini amaçlayan bir eğitim sistemi oluşturmuştur. İlk okullarını yalınayak yoksullar yaptığı için hareketin adı “yalınayaklar hareketi” olarak kalmıştır.

7 Kasım 2014 Cuma

Kentsel Sürgüne Son

İzmir'in sorunlarından biri haline gelen çarpık kentleşme ve onun getirdiği yaşanmaz koşullar karşısında kentin yenilenmesi sorunu Karabağlar ilçemizde de gündemin ilk sıralarına oturmuş durumda. Bizler mahallelerin sakini olarak bu noktada öncelikle toplumun mağduriyeti ve yaşanabilir bir çağdaş kent anlayışımızla konuyu ele alarak halkımızı bu konuda bilgilendirme toplantılarıyla başladık, Hükümetin RANTSAL bakış açısından farklı bir yaklaşımla öncelikli olarak mağdur konumundaki vatandaşlarımıza birlikte davranabilme, ortak hareket etme konusunda önerilerimizi götürüyoruz. Faydalı bir çalışma da oluyor, toplum bizi büyük bir beklenti içinde izliyor.

Kentsel dönüşüm son yıllarda ortaya çıkmış bir kavram gibi görünse de aslında işlev olarak; ilk yerleşik düzen şehirlerinin ortaya çıkması ile başlayan süreç kadar eskiye dayanır.

Çünkü her şehrin; ilk kurulurken sahip olduğu nüfus ve ihtiyaç alanları ile uzun yıllar sonra artan nüfus, değişen ihtiyaçlar ve ya ön görülmeyen doğal afetler karsısında alınması gereken önlemler alanında, mutlaka değişmeye ve yenileşmeye ihtiyaç vardır.

İşte bu süreçlerin tümüne, kentsel dönüşüm diyebiliriz.

Son yıllarda küreselleşme, öncelikle kentleri hedef almakta ve dolayısıyla kentlerin yaşanabilirlik kapasitesini zorlar noktaya, geldiğini görmekteyiz. İşte bu duruma gelmiş kentler zorunlu olarak kentsel dönüşüm gibi aniden ortaya çıkan uygulamalara tabi tutulur. Daha sonra konut hakkı ile ilgili mağduriyetler, kentin kültürel, tarihsel dokusunun yok edilmesi takip eder.
 
 
 ”Kentin sağlıklı gelişmesi için; kent yapısında gereken değişiklikler; yenileme, geliştirme sağlıklaştırma olarak devam etmesi gereken, bu hat kendini plansızlaşma, yağma ya  da yok olmaya bırakabilir. Yasal olarak kurulan koruma kurulları, kent için hazırlanmış nazım planları hiç bir şekilde dikkate alınmadan süreç devam etmektedir.

Demokratlığı, demokrasi açılımlarını ağzından düşürmeyen iktidar, halkı en çok ilgilendiren bir konuda, halkla beraber alınması gereken kararları, halktan kaçırarak yukardan alıyor. Sonrada ben karar verdim oldubitti diyor. Bu kararların nasıl alındığını, kararların uygulanmasının, detaylarının, esaslarının ne olduğunu bilen yok. Hukuki altyapı ile ilgili düzenleme eksik. Kararlara ihtiraz hakkı yok. Daha bir sürü belirsizlik vatandaşlarımızın üzülmesine, tepkisine yol açıyor. Yıllardır emeği ve zorluklar ile bir konut sahibi olmuş vatandaşlarımıza sizin konutunuzu yıkmaya karar verdim demesi, Gerekçe olaraktan deprem riski diyor. Sonra da hiç bir açıklama, doğru dürüst bir öneri yapmadan işi sonunda müteahhitlerle vatandaşın arasına bırakarak kenara çekiliyor. Toprak mülkiyetinin kamuya ait olduğu yerlerde bile bu kafadaki uygulamaların ne kadar büyük yolsuzluk ve acı yaşattığını biliyoruz, bizim kokumuz vatandaşın bu duruma düşmemesidir. Bu süreç boyunca vatandaşlarımızın mülkiyet ile ilgili haklarının korunmasının zeminini oluşturmaktır. Bunun  tek yolu da uygulamalarda şeffaf, katılımcı olunmasıdır. Her karar halkla birlikte ve onun rızası ile alınmalıdır.

Deprem bir risk, mutlaka önemleri alınmalı, riskli binalar mutlaka yenilenmeli hatta şehir günün koşullarında yeniden ele alınmalı, daha çağdaş, daha yaşanabilir bir Karabağlar hepimizin özlemi, talebidir. Ancak bu ortak toplumsal ihtiyaç ve talep; belirsizliklere ve hak ihlallerine açık bir ortamda yapılamaz. Ortak Toplumsal kararlar, halkın katılımı, desteği ile alınmalıdır. Alınan bu kararların uygulamasına bizzat halkın denetimi, gözetimi de sağlanmalıdır. Bu hassasiyet ve şeffaflık çağdaş demokrasilerde vazgeçilmez bir ilkedir. İşte şu anki Hükümetin zihniyeti bu olgunluğu asla anlamayacak bir anlayışa sahiptir.

Yasadığımız bölgenin sahibi olarak bizim anlayışımız; nüfusu hızla artan Karabağlar ve İzmir'i yaşana bilinir ve her şeyin merkezine insanı koyan bir yönetim vizyonunu; üreten, güvenli ve sağlıklı çevre hedefini dengeli bir şekilde bir arada tutacağımız tarihi, kültürel kimliğini koruyan, güçlendiren özgür ve mutlu insanların yaşadığı bir kent yaratma anlayışıdır.

Kentsel yenileşme ve dönüşüm yalnız bina inşaatı değildir. Bu işin bütünü kentsel gelişim yapılanmasıdır, canlanma, dönüşüm, iyileşme, sağlıklaştırmadır. Bütün bu kararlarda, planlamada, üretilmesinde insan olmalıdır.
 


İnşaat sektörünü ayakta tutma pahasına vatandaşın mülkiyet ve hak mağduru olmasına, fazladan borçlanmasına oturdukları Mahallelerinden tasfiye edilmesine göz yummayacağız.

Bizler bu mahallenin sakini ve sahibi olarak kentsel dönüşümden dolayı mağdur edilmiş herkesin yanında olacağız ve sorunlarına her konuda çözüm üretmeye, elimizin erdiği, gücümüzün yettiği kadar devam edeceğiz.

Bu sorunlar karşısın ’da Karabağlar bölgesinde 540 hektarlık alanda gerçekleştirilecek olan Kentsel Dönüşüme (Rantsal Dönüşüm - Sınıfsal Savaş) karşı Karabağlar'lılar olarak her mahallede bulunan Dernekler ve Sivil Toplum Örgütleri ile örgütlenmesini ve bütün kararlarda topluca hareket etmelerini öneriyoruz ve destekliyoruz.

Cemalettin CAN

İzmir Tokat Dernekleri Federasyon Başkanı

5 Kasım 2014 Çarşamba

Narlıdere’de Halk Kentsel Dönüşümün Neresinde


Narlıdere’de 2. İnönü, Çatalkaya, Narlı ve Çamlı mahallelerinde kentsel dönüşüm projesinin CHP’li belediye başkanı Abdül Batur üstlenmiş durumda. AKP bu projesi neden Batur’a verdi? Cevabı çok açık, Narlıdere CHP tabanlı bir bölge dolayısı ile TOKİ’nin buraya girmesi daha problemli olacağından sanırım böyle düşünüldü ve Batur’a verildi. O’da bayağı istekli, çünkü Narlıdere RANT’ın büyük olduğu bir bölge.


Narlıdere Kentsel Dönüşüm Alanı


Abdül Batur bu projeyi hayata geçirebilmek için, herkes ne derse tamam diyor. Amaç halkı ikna etmek, yalandan kim ölmüş. Kimseyi mağdur etmeyeceğiz diyor. Herkes ev sahibi olacak yeterli siz imzaları atın diyor. Halk da biz neden imza atacağız, şartlar nedir? Deyince; Siz bana güvenmiyor musunuz? Diyor.

Diğer taraftan halkın kurduğu veya kendi kurdurduğu kooperatifleri ise kontrol altında tutmaya çalışıyor. Halka sormadan bölgede etüt çalışması yaptırıyor. Kendi meclis üyelerine bile bu ve benzeri konularda bilgi vermiyor. Böyle olunca da halk bize sorulmadan iş çevriliyor diye eylem yaptı, Belediye’ye yürüyüş düzenlendi ama gene bir bilgi alamadık.

Öte yandan TOKİ’nin maddeleri incelendiğinde hiç de öyle bol keseden savurmuyor. Çünkü TOKİ’nin İstanbul’un en gözde yeri olan Sulukule’yi üç kuruşa kapatıp trilyonlar kazandılar. Ali Samiyen Stadında gene öyle.

Peki, şimdi ne yapacağız? Hiç bilgi sahibi olmadan hangi hakka sahip olduğumuzu bilmeden gidip imza mı atalım? Limontepe, Cennetçeşme, Uzundere halkının, Narlıdere, Buca ve Bayraklı halkının tek çözüm yolu birlik olmaktır. İzmir’de kentsel dönüşüm mağduriyetine yönelik birlik olmaktan başka çaremiz yoktur. Kurduğumuz kooperatif, dernek vb. kurumlara sahip çıkalım. Bilgi alışverişimizi güçlendirelim.

Bayram Babatutmaz

Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi

2 Kasım 2014 Pazar

Bakanlığın Vaatleri Şirketin Yalanları

“İzmir ili Karabağlar ilçesi sınırları içinde kalan 540 hektarlık alana ilişkin; Hâlihazır harita, plana esas jeolojik-jeoteknik etüt, mevcut durum analizi, hak sahiplerinin tespiti ve gayrimenkul değerleme, dönüşüm modeli, MASTER PLAN, İMAR PLANI, Kentsel tasarım projesi ve UZLAŞMA SÜRECİ, hizmet alımı işinin ihalesi yapılarak Bakanlığımız ile ilgili firma (Yeni Hedef Haritacılık A.Ş.) arasında 26.04.2013 tarihinde sözleşme yapılmıştır.”

Yukarıda alıntı yapılmış olan metin Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneğinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sorduğu 13 soruluk 01.07.2014 tarihli yazımıza istinaden yollanan 5889 sayı ve 22.07.2014 tarihli cevap yazısıdır.
Gündemimizde olan ve bizim de sıkça dile getirmeye çalıştığımız İmar Planlarının yapımı ve Uzlaşma Görüşmeleri ile ilgili kısmın adı geçen şirket tarafından yapılacağı ve sonuçlandırılacağıdır. Peki, imar planları kesinleşmiş midir? Hayır. Çünkü Çevre ve İl Müdürlüğüne derneğimizce yazılı soru olarak verdiği 01.07.2014 tarihli 14902 sayılı cevabi yazıda aynen şöyle denilmektedir.

“Bahse konu olan alanda, bakanlığımızı temsilen yetkili firma tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında; alana ilişkin jeolojik etüt ve hak sahibi değerlendirme çalışmaları tamamlanmış olup, Revize İMAR PLANI hazırlanmasına ilişkin süreç halen devam etmektedir.”
Bakanlığın ve Çevre İl Müdürlüğünün bu yazılara derneğimizin facebook sayfasından (facebook.com/LimontepeKDD) erişilebilmektedir. Bu yazılardan çıkarılacak sonuç ve sorgulamamız gereken konuları şöylece sıralamak mümkündür.

Mevcut alanda yapılması gereken imar planı çalışmalarının adı geçen şirkete ihale edildiği ve imar planı çalışmalarının henüz kesinleşmediğidir. Hal böyleyken, Ada ve parsellerin belli olmadığı, imar planının olmadığı böylesi bir durumda çağırıp “sizin hak ettiğiniz inşaat alanı şu kadar m2” demek ve uzlaşma tutanağında “80 m2 mi, 100 m2 mi ya da 120 m2 mi ev istiyorsunuz?” demek abesle iştigaldir.

Sorduk soruyoruz; çıkarılan bu hak edilen m2 imar planları kesinleşmemiş ise neye istinaden çıkarılmıştır. Verilen sözlü cevaplar şöyledir;

·         Şimdiki var olan imar planı (2 kat imarlı) üzerinden yaptık.

·         Jeolojik duruma, binanın durumuna manzarasına vs. bakıp çıkardık.

·         Bakanlık bu hesapları yapıyor. Bizim alakamız yok.

Gibi denilerek bizimle alay etmektedirler. Hiç aklımızın olmadığını, ne söylerlerse kandırabileceklerini sanıyorlar. Eski iki kat imar üzerinden mülklerimizi, binalarımızı hesaplıyorlar, yeni yapılacak olan 8 kat mı, 10 kat mı olduğunu bilmediğimiz imar planı üzerinden mülklerimizi birilerine peşkeş çekerek büyük RANT sağlamayı planlıyorlar.

Ada ve parsel belli olmayan bu tutanağa imza atıldığı takdirde, bize tercih ettirdikleri… m2 binaları; 540 hektarlık bu alan içinde, yani yaklaşık 3,5 km uzunluğunda 1,5 km enindeki bu alan içinde her hangi bir yerde verecekler. Sözlü olarak parselinizin yanında vereceğiz demeleri yalandır. Hiçbir hukuki bağlayıcı önemi yoktur.

Facebook sayfamızda 2 adet uzlaşma tutanak metni vardır. Ve ikisi bir birinden farklıdır. Bu tutanakların herkes tarafından incelenmesi gerekmektedir. Şirket tarafından ilk olarak çıkarılan ve imzalatılmak istenen tutanağın Uzlaşma Esasları ile ilgili 4. Maddesinin (b) bendinde “Bakanlık tarafından hak sahiplerine verilecek olan taşınmazlar, öncelikli olarak sahibi olduğu taşınmazının en yakın çevresinden verilecektir.” denilmektedir. Bu metin çok problemli bir metindir ve hiçbir kesin hüküm içermemektedir. Öncelikli olarak yakınında vereceğim denilmektedir. Eğer tercih ettirdikleri 80 m2, 100 m2 ya da 120 m2 bina (daire) orada yoksa 540 hektarlık alanın başka bir ucunda ise ne olacaktır. Diyecekleri şudur; en yakın yer burasıdır. Bu dairelerden birisini tercih edeceksiniz denilecektir. Her yöne çekilebilecek bir metin yazılmıştır. Bunun çok net bir şekilde herkesin anlayacağı bir dille yazılması mümkündür. Ve isterlerse biz kendilerine bu metni yazacağımızı taahhüt ederiz. Ayrıca bu madde ile ilgili daha birçok problemden söz edilebilecekken, adı geçen şirket bu maddeyi (b bendi) 2. Uzlaşma tutanağından tamamen çıkarmıştır. Bu şu anlama gelmektedir. 540 hektarlık alanın içinde ya da dışında her hangi bir yerde size konut verebiliriz belki de vereceğiz. Bu durum kabullenemez bir durumdur. Yerinde dönüşüm dedikleri sözlerin hepsi havada kalmaktadır.

Bu şirketin birkaç sunumuna katıldık. Herkeste biliyor ilk geldiklerinde işte binalarınızın fotoğraflarını çektik ne kadar manzarası varsa yeni yapılacak binalarda size o kadar manzarası olan daireler vereceğiz, vs. vs. vs. hani nerede birde kura çektireceğiz diyorsunuz. Nerede manzara, nerede yerinde dönüşüm? Tümden yalanlar, aldatmacalar üzerine kurmaya çalıştıkları bir RANT ve TALAN projesidir yaptıkları. Bu alanda oluşan değerleri, RANTI birilerine peşkeş çekmeye çalıştıklarını; imar planlarını bizden saklamalarından ve uzlaşma tutanaklarından anlamış bulunuyoruz.

Bu mahalleler ve sokaklar, burada yaşayan ve yaşamış tüm yakınlarımızındır. Burada oluşacak imardan ve başkaca değerlerin sahibi biziz. Burayı bu değerleri yaklaşık 55 bin insanımızın tapulu, tapusuz ve kiracılar olarak yaratmıştır. Çekilen zahmetleri ve yoksullukları hepimiz biliyoruz. Bunları tekrar etmek istemiyoruz. Oluşan bu değerler burada yaşayanlara, analarının ak sütü gibi helaldir ve bizimdir. RANT peşinde koşan bir avuç kişiye yedirmeyeceğiz.

Bunun tek yöntemi ve gücü, beraber birlikte örgütlenip hareket etmektir. Bu günlerde örgütlü gücümüzü göstermenin yolu önümüze konulan ne olduğu belli olmayan, bu “Uzlaşma Tutanağı” ’na İMZA ATMAMAKTIR. Bakanlığın vaatleriyle şirketin yalanları arasına sıkışmayacağız.

Doğan Yüksel

Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Başkanı

1 Kasım 2014 Cumartesi

Rantsal Dönüşüm Projesi

Sistemin zorla insanlara dayattığı adı kentsel dönüşüm diye insanlara lanse edilen fakat asıl amacı RANTSAL DÖNÜŞÜM olan bir projeyi hayata geçirmeye çalışan zorlu bir süreçle mücadele etmeye çalışıyoruz. Mahalle sakinleri olarak, burada yaşayan insanların tamamı, dar gelirli ve çok nüfuslu ailelerden oluşmaktadır. Bir küçük çatılı evde dört aile birlikte yaşamaya çalışan bir yapıya sahip. Gelir düzeyi yoksulluğun altında olan ve bunca zorluğa rağmen, kendi imkânlarıyla barınmak için kendine zorla yaptıkları bir evin bile insanlara mubah görülmediği, bir sistemde yaşıyoruz.

Rantsal Dönüşüm Projesi
Evet, buradaki insanlar çok güzel koşullarda ve sağlıklı evlerde oturmayı tabii ki en iyi koşullarda yaşamayı hak ediyorlar. Fakat emekleri yok olmadan, canları yanmadan bu koşulları elde edebilmeliler. Bunca mücadeleden sonra insanlar daha iyi koşullarda yaşamak için mücadele etmelidir. Fakat önümüze konan uzlaşma tutanağında; ne yapılacak imar planı, ne verilecek ev yerleri belli değil. İnsanlara belirsiz tekliflerle can yakma projesi hazırlamışlar. Kimsenin evinin nerede olacağı belli değil. Çünkü konum itibarıyla mahallenin yapısı; deniz manzaralı, yüksek ve temiz bir doğaya sahip. Bu göz önünde bulundurularak evlerin yerleri belirsiz bırakılıyor.

Kadifekale, İzmir için çok belirgin bir örnek teşkil ediyor. Yoksul insanların ikamet ettiği, konum olarak İzmir’in en güzel yerini teşkil eden bir yere sahip. Sınıf ayrımı göz önüne getirildiğinde yoksul sınıfın iyi yerlerde yaşaması mubah görülmediğinden, riskli alan ilan edip orada yaşayan insanları, İzmir’in en uzak semtlerine yerleştirdiler. Ve evlerine en düşük değeri vererek geri borçlandırdılar. Bugün Karabağlar ilçesinde yaşayanlara da aynı muamele uygulanmaya çalışılıyor. Yine İzmir’in yaşanabilen mahalleleri olarak bizlerin yaşadıkları yerleri, Kadifekale örneğinde olduğu gibi; evlerimizi, elimizden yok parasına alınıp nereye sürüleceğimiz bilinmeden el konulmaya çalışılıyor.

Bu zorlu süreci tüm Karabağlar ilçesi yaşayanları ve Limontepe sakinleri olarak hep beraber hareket edip en iyi koşulda emeklerimizin karşılığını nasıl alırız mücadelesini vermeyi umut ediyorum. Geçmiş yıllara bakıldığında verilen mücadelenin sonunda kurulan bu mahallelere yine hep beraber emeğimizle sahip çıkarak kazanacağız.

Devrim Çakmak

Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi

30 Ekim 2014 Perşembe

SIRT ÇANTAMDAKİ MUTLULUK

Geçmişten bugüne her türlü imkânsızlık ve beraberinde gelen çaresizlikle yokluğun tadına vara vara gelinebilen Limontepe...

Sanki şimdi her türlü imkanımız varmış gibi.. Oysa ne suyu, ne elektriği, ne de yolu olan bir mahalle idik biz.. Çocuk gülüşleri saklı  yola dökülen her bir ziftin üzerinde bile.. yalın ayak saatlerce koşardık yapılan yeni yollarda.. o yoklukta, park yoktu çocuk oyun alanları aslında hiç bir şey yoktu ( hala yok :) ) ama mutluluğu yakalayabilmeyi becerebilen çocuklar vardı ..aynı yerdeyiz ..

Her türlü imkansızlığına rağmen sevdik biz mahallemizi ..yokluğuyla.. su yokluğu, elektrik yokluğu, yol yokluğu vs.. zorlu yollarında biz yürüdüysek  imkanları, olanaklarıyla düzenlenmiş ve hakkımız olana kavuştuğumuz dada biz yürüyeceğiz..

Onun içindir ki buradan ayılmayışımız.. annelerimiz babalarımız tırnaklarıyla kazıyarak elde ettiler evlerini ..elbette kaybetmeyi göze almayacağız.. şimdi bir kentsel dönüşüm haritasında yer alan mahallemiz kimine göre ucube gibi görünen, kimine saklı gülüşleri hatırlatan yer.. e o zaman elbette gülüşlerini çıkarıp-çıkarıp seyretmeye doyamayanın hakkıdır bu mahalle..

Daha sağlıklı daha olanaklarıyla bir başka güzelleşen Limontepe’ de yaşamayı bizde istiyoruz elbette. ancak bunun birine zarar verebileceği düşüncesi bile korkutuyorken birileri bize  bu kaosu seve seve kabullenin diyor.. ASLA

Başlasın kentsel dönüşüm çalışmaları elbette  ancak her şey bilimsel verilere göre hazırlansın.. ve hakkımız çalınmasın bunu kabul etmiyoruz...

Bizim sımsıcak samimi gülüşlerimizi çalmaya hiç kimsenin gücü yetmez..

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞININDA..

RANTSAL DÖNÜŞÜM DEĞİL KENTSEL DÖNÜŞÜM İSTİYORUZ..

Meral Şahin Serçeoğlu
Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi