31 Aralık 2014 Çarşamba

BİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!


1970’li yıllar da, köyden kente göçlerin ivme kazandı o dönemlerde kimimiz ekonomik, kimimiz siyasi nedenlerle büyük şehirlere göç ettik. Büyük şehirlerde iş gücüne ihtiyaç vardı. İş bulup çalışmaya başladık ancak gücümüz kira vermeye yetmiyordu. Gecekondu yapmaya başladık. Bu süreci yaşayanlar bilirler; ne elektrik ne de yok vardı. Ben de 1978 de bu şartlarda Limontepe’ye geldim. Bir ay içinde 2 göz ev yaptım. O dönem mahallenin kurucularından rahmetli İsmail Güneş amca, köyden gelen her tanıdığını evine kabul ederdi. Aşını, ekmeğini, elektriğini, suyunu bizimle paylaşırdı. Çok iyiliğini gördük. Bu vesileyle kendisini tekrar rahmetle anıyorum. Çoluğumuz-çocuğumuz burada doğdu, kendimize bir hayat kurduk 40 yıldır buraların kahrını çekiyoruz. Sonra belediyeler bize tapu tahsis belgeleri verdi. Daha sonra Turgut Özal döneminde imar affı gelince tapularımıza kavuştuk. Benim geldiğim dönem 10 hane ya vardı ya yoktu şimdilerde yaklaşık 7 bin nüfuslu bir mahalleyiz.
 
Limontepe Pazaryeri Kentsel Dönüşüm Bilgilendirme Toplantısı

Karabağlar; 6 Mart 2008 tarihinde, 5747 sayılı bakanlar kurulu kararıyla, Konak ilçesinden ayrılarak ilçe olmuştur. 460 bin nüfusuyla, 55 mahalle ve 2 köyden oluşan Karabağlar, 7100 hektar alan ile İzmir’in en büyük ilçesidir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 31.12.2012 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 6306 sayılı yasa kapsamında; Karabağlar’da 15 mahalleyi içeren ilgili 540 hektarlık alanda kentsel dönüşüm yapacaktır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 31.09.2013 tarihinde, Karabağlarda kentsel dönüşüm yapılması ile ilgili kimi yetkilerini ihale yolu ile Yeni Hedef Harita Ltd. Şirketine devretmiştir. Bu şirket plan ve projenin yapılması, hak edişlerin tespiti ve uzlaşma görüşmelerini yapmakla yetkilidir. Ancak bu süreçte hiçbir hak sahibinin görüşünü almamıştır. Plan ve projeyi bile yapmadan, bakanlıktan aldığı yetki ile bizlere 5 sayfalık bir tutanak imzalatarak evlerimizi GASP etmek istemektedir. Bu şirket biz hak sahiplerine 24.04.2014 yılında bir muvaffak görüşmesi tebligatı göndermiş ve 10 gün içinde 9 adet belgenin şirkete götürülmesini istemiştir. Ayrıca bu tebligatta; 540 hektarlık bu alan için, jeolojik etüt, plan ve projenin yapılmış olup hali hazır haritalarının çıkartılmış olduğu belirtilmektedir. Uzlaşma görüşmeleri için de ofise gitmemiz talep edilmiştir.
 
Limontepe Pazaryeri Kentsel Dönüşüm Bilgilendirme Toplantısı
 
Ancak bugüne kadar ne planı ne de projeyi gördük. Ayrıca kendi büroların da asılı olan resimlerin bile Ankara Dikmen için yapılmış bir projeye ait görüntüler olduğunu öğrendik. Bu şirket hem kendini hem de halkı kandırmıştır. Süreç tıkanmıştır.

Bu süreçte aldığımız duyumlar şunu göstermektedir. Yerimize 10 kat bina yapılmakta ancak neden hak edişlerimiz 2 kattan hesaplanıyor. Birde uzlaşma tutanaklarında bizim mevcut ada, pafta vb. tüm bilgilerimiz yazdığı halde verilecek daireler ile ilgili neden hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Bu bir çelişki değil midir? Bu 5 sayfalık tutanağın hiçbir maddesinin elle tutulur bir yanı yoktur. Örneğin bir olumsuzluk yaşanırsa Ankara mahkemeleri yetkili kılınmış. İzmir’de mahkeme yok mu? Kimsenin borcu sabit değil. Belirtilen borçlar ile ilgili bina bittikten sonra satış fiyatı üzerinden Şerefiyeli ve KDV eklenmiş hali ile yeniden hesaplanacaktır denmektedir. Bu sözleşmenin her tarafı sakattır.

Kentsel dönüşüm olmasın demiyoruz. Çünkü bizlerde sağlıklı bir konutta yaşamak isteriz. 1939 Erzincan depreminden 2011 Van depremine kadar ülkemizde yaşanmış olan 9 ayrı büyük depremde toplam 70 bin insanımızı kaybettik. Bu nedenle kentsel dönüşüm mutlaka olmalıdır diye düşünüyorum. Ancak projenin içinde halk yoksa başarıya ulaşması mümkün değildir. Ayrıca yerinde dönüşüm olmayacağını da verilecek dairelerin ada ve pafta bilgilerinin belirtilmemesinden anlıyoruz. Bu şirket 18 mahalle muhtarı ile yaptıkları bir toplantıda bize bir örnek sunmuşlardı. Biz muhtarlar olarak inanmıştık. Ancak sonraki uygulamaları gördükçe kendimizi aldatılmış hissediyoruz. Ve şimdi halktan aldığımız destek ile İmzalamıyoruz diyoruz. Çevre ve şehircilik bakanlığı 100 yılın projesi diyor. Projenin tüm detaylarını müteahhitler biliyor ancak tek bir vatandaş bile bilmiyor. Bu mu 100 yılın projesi takdir vatandaşımızındır.

İçinde halkın, il ve ilçe belediyelerinin, meslek odaları ve bilimsel kuruluşların olmadığı bu projenin uygulanabilir hiçbir tarafı kalmamıştır.

Örneğin, 5393 sayılı belediye yasasının 73. Maddesinde hak sahiplerinin içinde olduğu uzlaşma ve rıza yolu ile uzlaşma esası uygulanır der. Uzundere ve ege mahallesi bu yasa ile uygulanmış kentsel dönüşüm örnekleridir. Bu süreçleri incelediğimizde planların, projelerin yapıldığını, ilgili mahallelerde herkesin görebileceği yerlere maketlerin konulduğunu görüyoruz. Uzlaşma görüşmelerinde benim sana vereceğim daire şudur denilebildiğini görüyoruz. Ancak 6306 sayılı yasa hiç bu tür konulara açık değil. Sen gel tapunu bana devret diyor ben sana nerde verirsem kabul edeceksin şeklinde emir vaki yapıyor.
 
 

Bu nedenlerle yerinde dönüşüm olmayana kadar, halk projeye dâhil edilmeyene kadar bizler mücadeleye devam edeceğiz. Aksi takdirde hepimiz hak kaybına uğrayacağız. Bu alanda yaşayan yaklaşık 55 bin insanımızın hak kaybı yaşamaması için birlikte hareket etmeliyiz. Birlikten kuvvet doğar. Biz haklıyız kazanacağız.
 
Limontepe Mahalle Muhtarı
Tacim Öz

10 Aralık 2014 Çarşamba

nafile değil bu toplantılar…



Seniye Nazik IŞIK ([1])


Cennetçeşme’de bir akşam saati… Bir etkinlik planlama toplantısını gözlemlemeye gidiyorum. Beni Hak Arayanlar Derneği’ne götürecek arkadaşlarımla otobüs durağında buluştuk. Derneğin ismini çok sevdim. Nedense bana “yalınayaklar hareketi”ni([2]) anımsatıyor. Belki de bu akşam katılacağım bu toplantıda boy vermekte olan hareketten beklentim yalınayaklar hareketinin ortaya çıkardığı sonuç kadar büyük olsun istediğimdendir.

Sorun: 540 hektarlık, Karabağlar’ın neredeyse üçte biri, 16 mahalleyi kapsayan bir alanda kentsel dönüşüm yapılacak. Peki, orada yaşayanların haklarını nasıl korunacak? İnsanlar yaşam alanlarını, okullarını, sokaklarını, konu komşularını, dostlarını, huzurlarını kaybetmeden nasıl olacak bu iş?

Bilinmezlerle dolu bir süreç boy vermiş. Mahalleye bir şirket bürosu açılmış, insanlara “uzlaşma tutanağını imzala” denmekte. Bazısına göre 17 bin, bazısına göre 27 bin hak sahibi var bu kocaman alanda. 17 bin diyenler sadece tapusu olanları, 27 bin diyenler ilaveten kiracılarla tapusuzları da dikkate alıyor. Sayılar karşısına çıkanı ezecek kadar kocaman aslında… Etkili olabilmekse, bu buluşmalara, konuşmalara, birbirine güvenmeye bağlı… Gemisini kurtaranın kaptan sayıldığı dünyada birbirine inanmak zor iş. Ama onlar zorları gerçekleştirmiş, buraları dağ taş kırlık olmaktan yeni bir hayatın yeşerdiği alanlara dönüştürmüş bir neslin çocukları, torunları… Güvendim onlara; yine yapabilirler, yine başarabilirler, yeni bir hikâye yazabilirler.
 
13 Kasım 2014 Tarihli Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platform Toplantısı
 
Mahalleliler haklarını aramak için yan yana gelmeye başlamış; Limontepe, Salihomurtak ve Cennetçeşme’de kentsel dönüşüm dernekleri kurulmuş. Mardinliler, Tokatlılar hemşeri dernekleri yan yana gelmiş. Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platformu doğmuş, büyüyor. İnşaat Mühendisleri Odası toplantılara gelip bilgilendirmeler yapıyor. Karabağlar Belediye Meclisi’nden üç Meclis üyesi, Karabağlar Kent Konseyi Sekreteri toplantıya katıldı. (Buradaki kentsel dönüşümde belediyeye yok aslında, bu bölgede iş Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın işi.)

Onlarca konuşma dinledim. Kulaklarımda sesler kaldı.

Dönem’in sesi “… kadınlar olmadan evlere ulaşılamaz… evinizdeki insan size inanmazsa sokaktaki mahalledeki hiç inanmaz…” diyor. İçimden yüzyıldan fazla bir zaman geriden bir kadın sesi yükseldi; Yaşar Nezihe’nin sesi:

“Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!

Kuvvettedir hak, hakkını haksızlara anlat.”

Cemalcan’ın sesi basit, açık, anlamlı talepleri sıraladı:

“(1) İmar planları ortaya çıkmadan ve kesinleşmeden uzlaşmaya gidilmemeli;

“(2) Uzlaşma tutanağı birlikte hazırlanmalı dayatılmamalı;

“(3) Projeler hazırlanırken sözümüz yerimiz olmalı; yerinde dönüşüm esas olmalı,

“(4) 540 hektarın içinde bir yerlerde değil kendi mahallemde, kendi komşularımla kalmalıyım;

“(5) 540 hektarın yarısı hastane, okul, park, oyun sahaları gibi sosyal alanlar olmalı, üzerinden rant sağlanan alanlar oluşmamalı.”

Hindistan’dan yetişemediler elbet, ama, yalınayaklar hareketinin sesini duydum ben: “Çözümleri dışınızda aramayın, yaratın.”

Dedim, “nafile değil bu toplantılar”…

Nitekim, tekrar gittim, bir başka zamanda bir sokak bilgilendirme toplantısına katıldım. Yeniden gideceğim, bu yeni hikayenin dost tanıklara ihtiyacı var!




[1] Eşit Yaşam Derneği Başkanı. CHP’de çeşitli sorumlulukları var. Karabağlar’da oturuyor.
[2] Yalınayaklar Hareketi, Hindistan’da 1986’da kurulmuş bir okuldur. Diploma vermez. Özellikle kadınları, bazen sadece büyükanneleri eğitir, yetiştirir. Öğretmenleri halktan, iş içinde yetişmiş ustalardır. İnsanların ihtiyaç duyduğu neyse onu öğrenmesini ve üretmesini amaçlayan bir eğitim sistemi oluşturmuştur. İlk okullarını yalınayak yoksullar yaptığı için hareketin adı “yalınayaklar hareketi” olarak kalmıştır.

7 Kasım 2014 Cuma

Kentsel Sürgüne Son

İzmir'in sorunlarından biri haline gelen çarpık kentleşme ve onun getirdiği yaşanmaz koşullar karşısında kentin yenilenmesi sorunu Karabağlar ilçemizde de gündemin ilk sıralarına oturmuş durumda. Bizler mahallelerin sakini olarak bu noktada öncelikle toplumun mağduriyeti ve yaşanabilir bir çağdaş kent anlayışımızla konuyu ele alarak halkımızı bu konuda bilgilendirme toplantılarıyla başladık, Hükümetin RANTSAL bakış açısından farklı bir yaklaşımla öncelikli olarak mağdur konumundaki vatandaşlarımıza birlikte davranabilme, ortak hareket etme konusunda önerilerimizi götürüyoruz. Faydalı bir çalışma da oluyor, toplum bizi büyük bir beklenti içinde izliyor.

Kentsel dönüşüm son yıllarda ortaya çıkmış bir kavram gibi görünse de aslında işlev olarak; ilk yerleşik düzen şehirlerinin ortaya çıkması ile başlayan süreç kadar eskiye dayanır.

Çünkü her şehrin; ilk kurulurken sahip olduğu nüfus ve ihtiyaç alanları ile uzun yıllar sonra artan nüfus, değişen ihtiyaçlar ve ya ön görülmeyen doğal afetler karsısında alınması gereken önlemler alanında, mutlaka değişmeye ve yenileşmeye ihtiyaç vardır.

İşte bu süreçlerin tümüne, kentsel dönüşüm diyebiliriz.

Son yıllarda küreselleşme, öncelikle kentleri hedef almakta ve dolayısıyla kentlerin yaşanabilirlik kapasitesini zorlar noktaya, geldiğini görmekteyiz. İşte bu duruma gelmiş kentler zorunlu olarak kentsel dönüşüm gibi aniden ortaya çıkan uygulamalara tabi tutulur. Daha sonra konut hakkı ile ilgili mağduriyetler, kentin kültürel, tarihsel dokusunun yok edilmesi takip eder.
 
 
 ”Kentin sağlıklı gelişmesi için; kent yapısında gereken değişiklikler; yenileme, geliştirme sağlıklaştırma olarak devam etmesi gereken, bu hat kendini plansızlaşma, yağma ya  da yok olmaya bırakabilir. Yasal olarak kurulan koruma kurulları, kent için hazırlanmış nazım planları hiç bir şekilde dikkate alınmadan süreç devam etmektedir.

Demokratlığı, demokrasi açılımlarını ağzından düşürmeyen iktidar, halkı en çok ilgilendiren bir konuda, halkla beraber alınması gereken kararları, halktan kaçırarak yukardan alıyor. Sonrada ben karar verdim oldubitti diyor. Bu kararların nasıl alındığını, kararların uygulanmasının, detaylarının, esaslarının ne olduğunu bilen yok. Hukuki altyapı ile ilgili düzenleme eksik. Kararlara ihtiraz hakkı yok. Daha bir sürü belirsizlik vatandaşlarımızın üzülmesine, tepkisine yol açıyor. Yıllardır emeği ve zorluklar ile bir konut sahibi olmuş vatandaşlarımıza sizin konutunuzu yıkmaya karar verdim demesi, Gerekçe olaraktan deprem riski diyor. Sonra da hiç bir açıklama, doğru dürüst bir öneri yapmadan işi sonunda müteahhitlerle vatandaşın arasına bırakarak kenara çekiliyor. Toprak mülkiyetinin kamuya ait olduğu yerlerde bile bu kafadaki uygulamaların ne kadar büyük yolsuzluk ve acı yaşattığını biliyoruz, bizim kokumuz vatandaşın bu duruma düşmemesidir. Bu süreç boyunca vatandaşlarımızın mülkiyet ile ilgili haklarının korunmasının zeminini oluşturmaktır. Bunun  tek yolu da uygulamalarda şeffaf, katılımcı olunmasıdır. Her karar halkla birlikte ve onun rızası ile alınmalıdır.

Deprem bir risk, mutlaka önemleri alınmalı, riskli binalar mutlaka yenilenmeli hatta şehir günün koşullarında yeniden ele alınmalı, daha çağdaş, daha yaşanabilir bir Karabağlar hepimizin özlemi, talebidir. Ancak bu ortak toplumsal ihtiyaç ve talep; belirsizliklere ve hak ihlallerine açık bir ortamda yapılamaz. Ortak Toplumsal kararlar, halkın katılımı, desteği ile alınmalıdır. Alınan bu kararların uygulamasına bizzat halkın denetimi, gözetimi de sağlanmalıdır. Bu hassasiyet ve şeffaflık çağdaş demokrasilerde vazgeçilmez bir ilkedir. İşte şu anki Hükümetin zihniyeti bu olgunluğu asla anlamayacak bir anlayışa sahiptir.

Yasadığımız bölgenin sahibi olarak bizim anlayışımız; nüfusu hızla artan Karabağlar ve İzmir'i yaşana bilinir ve her şeyin merkezine insanı koyan bir yönetim vizyonunu; üreten, güvenli ve sağlıklı çevre hedefini dengeli bir şekilde bir arada tutacağımız tarihi, kültürel kimliğini koruyan, güçlendiren özgür ve mutlu insanların yaşadığı bir kent yaratma anlayışıdır.

Kentsel yenileşme ve dönüşüm yalnız bina inşaatı değildir. Bu işin bütünü kentsel gelişim yapılanmasıdır, canlanma, dönüşüm, iyileşme, sağlıklaştırmadır. Bütün bu kararlarda, planlamada, üretilmesinde insan olmalıdır.
 


İnşaat sektörünü ayakta tutma pahasına vatandaşın mülkiyet ve hak mağduru olmasına, fazladan borçlanmasına oturdukları Mahallelerinden tasfiye edilmesine göz yummayacağız.

Bizler bu mahallenin sakini ve sahibi olarak kentsel dönüşümden dolayı mağdur edilmiş herkesin yanında olacağız ve sorunlarına her konuda çözüm üretmeye, elimizin erdiği, gücümüzün yettiği kadar devam edeceğiz.

Bu sorunlar karşısın ’da Karabağlar bölgesinde 540 hektarlık alanda gerçekleştirilecek olan Kentsel Dönüşüme (Rantsal Dönüşüm - Sınıfsal Savaş) karşı Karabağlar'lılar olarak her mahallede bulunan Dernekler ve Sivil Toplum Örgütleri ile örgütlenmesini ve bütün kararlarda topluca hareket etmelerini öneriyoruz ve destekliyoruz.

Cemalettin CAN

İzmir Tokat Dernekleri Federasyon Başkanı

5 Kasım 2014 Çarşamba

Narlıdere’de Halk Kentsel Dönüşümün Neresinde


Narlıdere’de 2. İnönü, Çatalkaya, Narlı ve Çamlı mahallelerinde kentsel dönüşüm projesinin CHP’li belediye başkanı Abdül Batur üstlenmiş durumda. AKP bu projesi neden Batur’a verdi? Cevabı çok açık, Narlıdere CHP tabanlı bir bölge dolayısı ile TOKİ’nin buraya girmesi daha problemli olacağından sanırım böyle düşünüldü ve Batur’a verildi. O’da bayağı istekli, çünkü Narlıdere RANT’ın büyük olduğu bir bölge.


Narlıdere Kentsel Dönüşüm Alanı


Abdül Batur bu projeyi hayata geçirebilmek için, herkes ne derse tamam diyor. Amaç halkı ikna etmek, yalandan kim ölmüş. Kimseyi mağdur etmeyeceğiz diyor. Herkes ev sahibi olacak yeterli siz imzaları atın diyor. Halk da biz neden imza atacağız, şartlar nedir? Deyince; Siz bana güvenmiyor musunuz? Diyor.

Diğer taraftan halkın kurduğu veya kendi kurdurduğu kooperatifleri ise kontrol altında tutmaya çalışıyor. Halka sormadan bölgede etüt çalışması yaptırıyor. Kendi meclis üyelerine bile bu ve benzeri konularda bilgi vermiyor. Böyle olunca da halk bize sorulmadan iş çevriliyor diye eylem yaptı, Belediye’ye yürüyüş düzenlendi ama gene bir bilgi alamadık.

Öte yandan TOKİ’nin maddeleri incelendiğinde hiç de öyle bol keseden savurmuyor. Çünkü TOKİ’nin İstanbul’un en gözde yeri olan Sulukule’yi üç kuruşa kapatıp trilyonlar kazandılar. Ali Samiyen Stadında gene öyle.

Peki, şimdi ne yapacağız? Hiç bilgi sahibi olmadan hangi hakka sahip olduğumuzu bilmeden gidip imza mı atalım? Limontepe, Cennetçeşme, Uzundere halkının, Narlıdere, Buca ve Bayraklı halkının tek çözüm yolu birlik olmaktır. İzmir’de kentsel dönüşüm mağduriyetine yönelik birlik olmaktan başka çaremiz yoktur. Kurduğumuz kooperatif, dernek vb. kurumlara sahip çıkalım. Bilgi alışverişimizi güçlendirelim.

Bayram Babatutmaz

Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi

2 Kasım 2014 Pazar

Bakanlığın Vaatleri Şirketin Yalanları

“İzmir ili Karabağlar ilçesi sınırları içinde kalan 540 hektarlık alana ilişkin; Hâlihazır harita, plana esas jeolojik-jeoteknik etüt, mevcut durum analizi, hak sahiplerinin tespiti ve gayrimenkul değerleme, dönüşüm modeli, MASTER PLAN, İMAR PLANI, Kentsel tasarım projesi ve UZLAŞMA SÜRECİ, hizmet alımı işinin ihalesi yapılarak Bakanlığımız ile ilgili firma (Yeni Hedef Haritacılık A.Ş.) arasında 26.04.2013 tarihinde sözleşme yapılmıştır.”

Yukarıda alıntı yapılmış olan metin Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneğinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sorduğu 13 soruluk 01.07.2014 tarihli yazımıza istinaden yollanan 5889 sayı ve 22.07.2014 tarihli cevap yazısıdır.
Gündemimizde olan ve bizim de sıkça dile getirmeye çalıştığımız İmar Planlarının yapımı ve Uzlaşma Görüşmeleri ile ilgili kısmın adı geçen şirket tarafından yapılacağı ve sonuçlandırılacağıdır. Peki, imar planları kesinleşmiş midir? Hayır. Çünkü Çevre ve İl Müdürlüğüne derneğimizce yazılı soru olarak verdiği 01.07.2014 tarihli 14902 sayılı cevabi yazıda aynen şöyle denilmektedir.

“Bahse konu olan alanda, bakanlığımızı temsilen yetkili firma tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında; alana ilişkin jeolojik etüt ve hak sahibi değerlendirme çalışmaları tamamlanmış olup, Revize İMAR PLANI hazırlanmasına ilişkin süreç halen devam etmektedir.”
Bakanlığın ve Çevre İl Müdürlüğünün bu yazılara derneğimizin facebook sayfasından (facebook.com/LimontepeKDD) erişilebilmektedir. Bu yazılardan çıkarılacak sonuç ve sorgulamamız gereken konuları şöylece sıralamak mümkündür.

Mevcut alanda yapılması gereken imar planı çalışmalarının adı geçen şirkete ihale edildiği ve imar planı çalışmalarının henüz kesinleşmediğidir. Hal böyleyken, Ada ve parsellerin belli olmadığı, imar planının olmadığı böylesi bir durumda çağırıp “sizin hak ettiğiniz inşaat alanı şu kadar m2” demek ve uzlaşma tutanağında “80 m2 mi, 100 m2 mi ya da 120 m2 mi ev istiyorsunuz?” demek abesle iştigaldir.

Sorduk soruyoruz; çıkarılan bu hak edilen m2 imar planları kesinleşmemiş ise neye istinaden çıkarılmıştır. Verilen sözlü cevaplar şöyledir;

·         Şimdiki var olan imar planı (2 kat imarlı) üzerinden yaptık.

·         Jeolojik duruma, binanın durumuna manzarasına vs. bakıp çıkardık.

·         Bakanlık bu hesapları yapıyor. Bizim alakamız yok.

Gibi denilerek bizimle alay etmektedirler. Hiç aklımızın olmadığını, ne söylerlerse kandırabileceklerini sanıyorlar. Eski iki kat imar üzerinden mülklerimizi, binalarımızı hesaplıyorlar, yeni yapılacak olan 8 kat mı, 10 kat mı olduğunu bilmediğimiz imar planı üzerinden mülklerimizi birilerine peşkeş çekerek büyük RANT sağlamayı planlıyorlar.

Ada ve parsel belli olmayan bu tutanağa imza atıldığı takdirde, bize tercih ettirdikleri… m2 binaları; 540 hektarlık bu alan içinde, yani yaklaşık 3,5 km uzunluğunda 1,5 km enindeki bu alan içinde her hangi bir yerde verecekler. Sözlü olarak parselinizin yanında vereceğiz demeleri yalandır. Hiçbir hukuki bağlayıcı önemi yoktur.

Facebook sayfamızda 2 adet uzlaşma tutanak metni vardır. Ve ikisi bir birinden farklıdır. Bu tutanakların herkes tarafından incelenmesi gerekmektedir. Şirket tarafından ilk olarak çıkarılan ve imzalatılmak istenen tutanağın Uzlaşma Esasları ile ilgili 4. Maddesinin (b) bendinde “Bakanlık tarafından hak sahiplerine verilecek olan taşınmazlar, öncelikli olarak sahibi olduğu taşınmazının en yakın çevresinden verilecektir.” denilmektedir. Bu metin çok problemli bir metindir ve hiçbir kesin hüküm içermemektedir. Öncelikli olarak yakınında vereceğim denilmektedir. Eğer tercih ettirdikleri 80 m2, 100 m2 ya da 120 m2 bina (daire) orada yoksa 540 hektarlık alanın başka bir ucunda ise ne olacaktır. Diyecekleri şudur; en yakın yer burasıdır. Bu dairelerden birisini tercih edeceksiniz denilecektir. Her yöne çekilebilecek bir metin yazılmıştır. Bunun çok net bir şekilde herkesin anlayacağı bir dille yazılması mümkündür. Ve isterlerse biz kendilerine bu metni yazacağımızı taahhüt ederiz. Ayrıca bu madde ile ilgili daha birçok problemden söz edilebilecekken, adı geçen şirket bu maddeyi (b bendi) 2. Uzlaşma tutanağından tamamen çıkarmıştır. Bu şu anlama gelmektedir. 540 hektarlık alanın içinde ya da dışında her hangi bir yerde size konut verebiliriz belki de vereceğiz. Bu durum kabullenemez bir durumdur. Yerinde dönüşüm dedikleri sözlerin hepsi havada kalmaktadır.

Bu şirketin birkaç sunumuna katıldık. Herkeste biliyor ilk geldiklerinde işte binalarınızın fotoğraflarını çektik ne kadar manzarası varsa yeni yapılacak binalarda size o kadar manzarası olan daireler vereceğiz, vs. vs. vs. hani nerede birde kura çektireceğiz diyorsunuz. Nerede manzara, nerede yerinde dönüşüm? Tümden yalanlar, aldatmacalar üzerine kurmaya çalıştıkları bir RANT ve TALAN projesidir yaptıkları. Bu alanda oluşan değerleri, RANTI birilerine peşkeş çekmeye çalıştıklarını; imar planlarını bizden saklamalarından ve uzlaşma tutanaklarından anlamış bulunuyoruz.

Bu mahalleler ve sokaklar, burada yaşayan ve yaşamış tüm yakınlarımızındır. Burada oluşacak imardan ve başkaca değerlerin sahibi biziz. Burayı bu değerleri yaklaşık 55 bin insanımızın tapulu, tapusuz ve kiracılar olarak yaratmıştır. Çekilen zahmetleri ve yoksullukları hepimiz biliyoruz. Bunları tekrar etmek istemiyoruz. Oluşan bu değerler burada yaşayanlara, analarının ak sütü gibi helaldir ve bizimdir. RANT peşinde koşan bir avuç kişiye yedirmeyeceğiz.

Bunun tek yöntemi ve gücü, beraber birlikte örgütlenip hareket etmektir. Bu günlerde örgütlü gücümüzü göstermenin yolu önümüze konulan ne olduğu belli olmayan, bu “Uzlaşma Tutanağı” ’na İMZA ATMAMAKTIR. Bakanlığın vaatleriyle şirketin yalanları arasına sıkışmayacağız.

Doğan Yüksel

Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Başkanı

1 Kasım 2014 Cumartesi

Rantsal Dönüşüm Projesi

Sistemin zorla insanlara dayattığı adı kentsel dönüşüm diye insanlara lanse edilen fakat asıl amacı RANTSAL DÖNÜŞÜM olan bir projeyi hayata geçirmeye çalışan zorlu bir süreçle mücadele etmeye çalışıyoruz. Mahalle sakinleri olarak, burada yaşayan insanların tamamı, dar gelirli ve çok nüfuslu ailelerden oluşmaktadır. Bir küçük çatılı evde dört aile birlikte yaşamaya çalışan bir yapıya sahip. Gelir düzeyi yoksulluğun altında olan ve bunca zorluğa rağmen, kendi imkânlarıyla barınmak için kendine zorla yaptıkları bir evin bile insanlara mubah görülmediği, bir sistemde yaşıyoruz.

Rantsal Dönüşüm Projesi
Evet, buradaki insanlar çok güzel koşullarda ve sağlıklı evlerde oturmayı tabii ki en iyi koşullarda yaşamayı hak ediyorlar. Fakat emekleri yok olmadan, canları yanmadan bu koşulları elde edebilmeliler. Bunca mücadeleden sonra insanlar daha iyi koşullarda yaşamak için mücadele etmelidir. Fakat önümüze konan uzlaşma tutanağında; ne yapılacak imar planı, ne verilecek ev yerleri belli değil. İnsanlara belirsiz tekliflerle can yakma projesi hazırlamışlar. Kimsenin evinin nerede olacağı belli değil. Çünkü konum itibarıyla mahallenin yapısı; deniz manzaralı, yüksek ve temiz bir doğaya sahip. Bu göz önünde bulundurularak evlerin yerleri belirsiz bırakılıyor.

Kadifekale, İzmir için çok belirgin bir örnek teşkil ediyor. Yoksul insanların ikamet ettiği, konum olarak İzmir’in en güzel yerini teşkil eden bir yere sahip. Sınıf ayrımı göz önüne getirildiğinde yoksul sınıfın iyi yerlerde yaşaması mubah görülmediğinden, riskli alan ilan edip orada yaşayan insanları, İzmir’in en uzak semtlerine yerleştirdiler. Ve evlerine en düşük değeri vererek geri borçlandırdılar. Bugün Karabağlar ilçesinde yaşayanlara da aynı muamele uygulanmaya çalışılıyor. Yine İzmir’in yaşanabilen mahalleleri olarak bizlerin yaşadıkları yerleri, Kadifekale örneğinde olduğu gibi; evlerimizi, elimizden yok parasına alınıp nereye sürüleceğimiz bilinmeden el konulmaya çalışılıyor.

Bu zorlu süreci tüm Karabağlar ilçesi yaşayanları ve Limontepe sakinleri olarak hep beraber hareket edip en iyi koşulda emeklerimizin karşılığını nasıl alırız mücadelesini vermeyi umut ediyorum. Geçmiş yıllara bakıldığında verilen mücadelenin sonunda kurulan bu mahallelere yine hep beraber emeğimizle sahip çıkarak kazanacağız.

Devrim Çakmak

Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi

30 Ekim 2014 Perşembe

SIRT ÇANTAMDAKİ MUTLULUK

Geçmişten bugüne her türlü imkânsızlık ve beraberinde gelen çaresizlikle yokluğun tadına vara vara gelinebilen Limontepe...

Sanki şimdi her türlü imkanımız varmış gibi.. Oysa ne suyu, ne elektriği, ne de yolu olan bir mahalle idik biz.. Çocuk gülüşleri saklı  yola dökülen her bir ziftin üzerinde bile.. yalın ayak saatlerce koşardık yapılan yeni yollarda.. o yoklukta, park yoktu çocuk oyun alanları aslında hiç bir şey yoktu ( hala yok :) ) ama mutluluğu yakalayabilmeyi becerebilen çocuklar vardı ..aynı yerdeyiz ..

Her türlü imkansızlığına rağmen sevdik biz mahallemizi ..yokluğuyla.. su yokluğu, elektrik yokluğu, yol yokluğu vs.. zorlu yollarında biz yürüdüysek  imkanları, olanaklarıyla düzenlenmiş ve hakkımız olana kavuştuğumuz dada biz yürüyeceğiz..

Onun içindir ki buradan ayılmayışımız.. annelerimiz babalarımız tırnaklarıyla kazıyarak elde ettiler evlerini ..elbette kaybetmeyi göze almayacağız.. şimdi bir kentsel dönüşüm haritasında yer alan mahallemiz kimine göre ucube gibi görünen, kimine saklı gülüşleri hatırlatan yer.. e o zaman elbette gülüşlerini çıkarıp-çıkarıp seyretmeye doyamayanın hakkıdır bu mahalle..

Daha sağlıklı daha olanaklarıyla bir başka güzelleşen Limontepe’ de yaşamayı bizde istiyoruz elbette. ancak bunun birine zarar verebileceği düşüncesi bile korkutuyorken birileri bize  bu kaosu seve seve kabullenin diyor.. ASLA

Başlasın kentsel dönüşüm çalışmaları elbette  ancak her şey bilimsel verilere göre hazırlansın.. ve hakkımız çalınmasın bunu kabul etmiyoruz...

Bizim sımsıcak samimi gülüşlerimizi çalmaya hiç kimsenin gücü yetmez..

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞININDA..

RANTSAL DÖNÜŞÜM DEĞİL KENTSEL DÖNÜŞÜM İSTİYORUZ..

Meral Şahin Serçeoğlu
Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi

29 Ekim 2014 Çarşamba

78’den Bugüne Limontepe


1978 yılı 11. ayın 19’un da Limontepe mahallesine geldik. Bir göz oda yaptık içinde 3 sene gaz lambasıyla oturduk. Elektrik yok, su yok, kuyulardan su çekerek hayatımızı devam ettirdik. Fakat fakirlik çok, para yok, çocuklar küçük.

İki çocuğumuz vardı onlara bakmalıydık benimde çalışmam gerekiyordu. Çocuklarım sokakta perişan bir vaziyette yaşıyorlardı. Akşam geliyordum su yok, elektrik yok. Belediye tanker gönderiyordu. Tankerin başında kavgalar dövüşler. Bir damla su için neyse bizim çektiğimiz bir Allah bilir birde biz biliriz. Kolu komşu birbirimize destek olarak yaşamaya devam ettik.

Limontepe 1990'lar
 

Sonra Turgut Özal geldi halka müjdeyi verdi. Tapuları veriyoruz dedi. Tapularımızı aldık ve yıllar sonra kendimize ev yapmaya başladık. Herkes gücüne göre yapmaya çalıştı. Hepimiz birer gece kondu yaptık ama çektiğimiz tüm çilelerden sonra Tayyip Erdoğan geldi. 2012 galiba Uzundere TOKİ evlerinin açılışına gelmişti.
 
Limontepe 2014

Televizyondan gördük ve diyordu ki Limontepe bir ucubedir. Fakat o günden buyana bizde korku ve huzursuzluk başladı. Acaba ne olacak diye hep huzursuz ve korkuyla yaşıyoruz. Özal geldi tapuyu verdi. Tayyip geldi kırk yıldır verdiğimiz emekleri, çektiğimiz çileleri yıkıp dökecekmiş. Fakat yine de ben zannetmem. Halkına zulüm etmez diye düşünüyorum. Saygılar, sevgiler.
 
Nezahat Manduz
Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi

26 Ekim 2014 Pazar

Birlikte Hareket Etmenin Önemi


Yaşadığımız alanlar daha önceden ormanlık alanlardı, fakat birileri buraları tapulamıştı, siyasi irade göz yumdu, insanların en zaruri ihtiyacı olan barınma hakları, zor koşullarda bir şekilde buralarda sağlandı. Sosyal devlet olamamanın sıkıntısı insanlarımızın birçok gereksinimini maalesef yerine getiremediğinden, kendi tırnaklarıyla gelecek arama savaşına itti. Birileri insanlarımızın saf, temiz duygularıyla iktidara gelerek kendilerine ve yandaşlarına geniş imkân ve olanak sağlarken, diğer çoğunluk kısım daha da zor koşullara itildi. Zengin ile fakir arasında büyük uçurumlar oluştu. Bugün şehir merkezine yakın kenar mahalleler beylerin iştahını kabarttı ve kendilerine yeni rant alanları oluşturmaya başladılar. Gelişmiş ülke liderleri ülkesini ve vatandaşını düşünüp, zamanın koşullarını yerine getirip çağdaş uygarlığı yaşarken ve halkının kendisine verdiği yetkiyi iyi niyetle ve dürüstlükle yaparken, aynı yetkiyi alanlar kendi çıkarlarını ön plana atarak, toplumları ağır yaşama koşullarına terk ettiler. Yasaları kendi lehlerine çevirip toplumun sorunlarını görmezden geldiler, buna rağmen birlikte hareket etmeyen, susan, haklarını aramayan insanların daha çok ezilmeye, baskıya ve zulme uğrayacağı muhakkaktır.

 
Süleyman Demirsoy

Limontepe

25 Ekim 2014 Cumartesi

Mahalleli Olmak


Kimimiz iş bulabilmek için, kimimiz çocuklarını daha iyi yetiştirebilmek için, kimimiz daha iyi bir yaşam umuduyla, kimimiz de göçe zorlanarak yaşadığımız köylerden çıkıp geldik kentin kenar mahalleleri denen bu yerlere. Otobüsü olmayan elektriği suyu bulunmayan o zamanın parasıyla az da olmayan paralar ödeyerek kendi evlerini kendileri yaptılar annelerimiz babalarımız…

Çocukluğumda mahalle çeşmesinden tenekelerle su taşıdığımızı, evimizi yapmak için briket taşıdığımızı, elektriği komşularımızla ortak kullandığımızı ve bir odanın yanına diğerini eklemek şeklinde hiç bitmeyen bir inşaat yaptığımızı hatırlıyorum. Yağmur yağdığında ayaklarımız çamur olduğu için topladığımız taşlardan kendi yolumuzu kendimiz yapmıştık mahalleli olarak.

Yoksulluğu derinliğine yaşadığımız, az çilesini çekmediğimiz, kendi ellerimizle kurduğumuz bu mahallelerde dayanışmanın, komşuluğun, birbirini tanımanın, arkadaşlığın en güzel örneklerini gördük. Biz mahalle sakinleri ülkenin pek çok yerinde ayrımcılık ve ön yargılar yaşamı çekilmez kılarken bu mahallelerde Alevi –Sünni, Türk-Kürt olarak herkesin bir arada yaşayabileceğinin canlı tanıklarıyız.
Şimdi pek çoğumuzun anne babası, çocukları da birer ev sahibi olsun düşüncesiyle evlerini yıkarak kendi olanaklarıyla aile apartmanları yaptılar. Ancak şimdi de mahallerimiz afet riskli bölge ilan edildi ve evlerimiz yıkılacak.


Daha güzel daha planlı her olanağı olan bir yerde yaşamayı herkes ister. Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bizi muhatap almıyor. Bütün işi bir şirkete vermiş ve bu şirket pazarlık için herkesi çağırıyor. Bölgemizin ve mahallemizin iştah kabartan bir rant alanı olduğunun farkındayız. Bu nedenle çilesini çektiğimiz ellerimizle kurduğumuz mahallemizden öyle ucuza gitmek istemiyoruz. Bilimsel verilerle ve şeffaf bir pazarlık yöntemiyle bakanlık biz mahalleliyi muhatap alsın istiyoruz.


Bölge neye dayanarak afet riskli bölge ilan edildi?

Bölge için nasıl bir plan ve proje yapıldı?

Hak sahipleri plan ve proje olmadan (gösterilmeden)nasıl pazarlığa çağrılıyor?

Öncelikli olarak bu sorulara cevap verilmesi gerekiyor. Ayrıca pazarlığa çağrılanlara önerdikleri hak sahiplerini mağdur ediyor. Bu nedenle uzlaşma tutanaklarını şimdi imzalamıyoruz. Plan ve proje açıklanmadan yapılan uzlaşma bilimsellikten ve şeffaflıktan uzaktır; bizim mağdur olmamıza sebep olacaktır.

Rantsal dönüşüm değil; planlarına ve projelerine müdahil olabildiğimiz, bilimsel verilere dayanarak yapılan, sağlıklı kentsel dönüşüm istiyoruz…


Funda ÇAKIR MANDUZ

Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi

24 Ekim 2014 Cuma

Karabağlar Kentsel Dönüşüm Uzlaşma Görüşmeleri


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2012 yılında; Karabağlar da 540 Hektar alanı 6306 sayılı kanun çerçevesin de, 15 mahalleyi kapsayacak şekilde afet riskli alan ilan etmişti. Projede genel olarak 5 etap bulunmakta olup, birinci etap genel olarak Hazine arazisinden oluşmaktadır. Dolayısı ile 2. Etap olarak bilinen Limontepe, Salih Omurtak, Bahriye Üçok ve Ali Fuat Erdem mahallelerinde vatandaşlar ile Uzlaşma görüşmeleri başlamıştır. Uzlaşma görüşmelerini bakanlık adına Yeni Hedef Harita Firması yürütmektedir. Vatandaşlara hak edişleri teklif edilerek uzlaşma tutanağı imzalatılmak istenmektedir. Ancak İmar planları ve proje yok. Verilecek olan yeni binaların kaç kat olduğu ve nerede olacağını söylemiyorlar. Vatandaşın tedirginliği hat safhadadır. Aldığımız izlenimler şu şekilde; Bana nerede ev verecekler bilmiyorum. Biz halk olarak kentsel dönüşüme karşı değiliz ancak hak-edişlerimiz %30 gibi anlaşılıyor. Bu hem çok düşük hem de plan ve proje gösterilmiyor. Bize sunulan teklifler neye göre hesaplanmaktadır bunu bilmeye hakkımız yok mu? Bazı vatandaşlara görüşme sırasında “Siz bunu kabul etmezseniz, başınıza neler gelecek biliyor musunuz?” diyorlar. Tehdit edercesine konuşuyorlar ve insanları tedirgin ediyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Bizleri kamulaştırmayla korkutuyorlar. Bizler kentsel dönüşümden yanayız ancak bu işler tehditle olmaz. Şeffaf ve açık olursanız işler yoluna girer. Aksi takdirde bir arpa boyu yol alınamayacaktır. Planı ve projeyi gösterirseniz, herkesin konumun da hak edişlerini %50 olacak şekilde hesaplarsanız değerlendirebiliriz. Örneğin vatandaşın A mahallesin de birinci evi B. Mahallesinde 2. evi var aynı şekilde değerlendiriyorlar. Hepsini aynı kefeye koyuyorlar. Daha önce bize anayolda ise evin, denizi görüyorsa, ormanı görüyorsa bunları değerlendireceğiz demişlerdi. Ancak yapılan uygulama farklı. Yine bizlere evin enkazı 2014 bayındırlık birim fiyatından (1 m2’sine 5900 TL) hesaplanacak demişlerdi. Tekliflerden buna göre yapılmadığı anlaşılıyor. Ayrıca evlerimiz tespit edilirken ağaçlarımız, istinat duvarlarımız hesaplanacaktı. Bu tür bir kalem göremiyoruz. Biz şunun yapılmasını istiyoruz. Enkazın bu kadar tutuyor, ağaçların bu kadar, arsan bu kadar. Yani ayrı ayrı ayrıntılı olarak bize söylenmesi gerekir. Birde geçen haftalarda sözleşme de bir madde vardı. Verilecek olan mülkiyet şimdiki evin en yakınında olacak diye.  Onu çıkarmışlar. Bir de 30 m2 den daha az hak-edişi değerlendirmeye almıyoruz. Deniliyordu. Şimdi o madde de, “… m2 den daha az” diye değiştirilmiş. Yani her kese göre farklı mı olacak bu değer?

Tacim ÖZ    
Limontepe Mahallesi

Mahalle Muhtarı