30 Ekim 2014 Perşembe

SIRT ÇANTAMDAKİ MUTLULUK

Geçmişten bugüne her türlü imkânsızlık ve beraberinde gelen çaresizlikle yokluğun tadına vara vara gelinebilen Limontepe...

Sanki şimdi her türlü imkanımız varmış gibi.. Oysa ne suyu, ne elektriği, ne de yolu olan bir mahalle idik biz.. Çocuk gülüşleri saklı  yola dökülen her bir ziftin üzerinde bile.. yalın ayak saatlerce koşardık yapılan yeni yollarda.. o yoklukta, park yoktu çocuk oyun alanları aslında hiç bir şey yoktu ( hala yok :) ) ama mutluluğu yakalayabilmeyi becerebilen çocuklar vardı ..aynı yerdeyiz ..

Her türlü imkansızlığına rağmen sevdik biz mahallemizi ..yokluğuyla.. su yokluğu, elektrik yokluğu, yol yokluğu vs.. zorlu yollarında biz yürüdüysek  imkanları, olanaklarıyla düzenlenmiş ve hakkımız olana kavuştuğumuz dada biz yürüyeceğiz..

Onun içindir ki buradan ayılmayışımız.. annelerimiz babalarımız tırnaklarıyla kazıyarak elde ettiler evlerini ..elbette kaybetmeyi göze almayacağız.. şimdi bir kentsel dönüşüm haritasında yer alan mahallemiz kimine göre ucube gibi görünen, kimine saklı gülüşleri hatırlatan yer.. e o zaman elbette gülüşlerini çıkarıp-çıkarıp seyretmeye doyamayanın hakkıdır bu mahalle..

Daha sağlıklı daha olanaklarıyla bir başka güzelleşen Limontepe’ de yaşamayı bizde istiyoruz elbette. ancak bunun birine zarar verebileceği düşüncesi bile korkutuyorken birileri bize  bu kaosu seve seve kabullenin diyor.. ASLA

Başlasın kentsel dönüşüm çalışmaları elbette  ancak her şey bilimsel verilere göre hazırlansın.. ve hakkımız çalınmasın bunu kabul etmiyoruz...

Bizim sımsıcak samimi gülüşlerimizi çalmaya hiç kimsenin gücü yetmez..

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞININDA..

RANTSAL DÖNÜŞÜM DEĞİL KENTSEL DÖNÜŞÜM İSTİYORUZ..

Meral Şahin Serçeoğlu
Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi

29 Ekim 2014 Çarşamba

78’den Bugüne Limontepe


1978 yılı 11. ayın 19’un da Limontepe mahallesine geldik. Bir göz oda yaptık içinde 3 sene gaz lambasıyla oturduk. Elektrik yok, su yok, kuyulardan su çekerek hayatımızı devam ettirdik. Fakat fakirlik çok, para yok, çocuklar küçük.

İki çocuğumuz vardı onlara bakmalıydık benimde çalışmam gerekiyordu. Çocuklarım sokakta perişan bir vaziyette yaşıyorlardı. Akşam geliyordum su yok, elektrik yok. Belediye tanker gönderiyordu. Tankerin başında kavgalar dövüşler. Bir damla su için neyse bizim çektiğimiz bir Allah bilir birde biz biliriz. Kolu komşu birbirimize destek olarak yaşamaya devam ettik.

Limontepe 1990'lar
 

Sonra Turgut Özal geldi halka müjdeyi verdi. Tapuları veriyoruz dedi. Tapularımızı aldık ve yıllar sonra kendimize ev yapmaya başladık. Herkes gücüne göre yapmaya çalıştı. Hepimiz birer gece kondu yaptık ama çektiğimiz tüm çilelerden sonra Tayyip Erdoğan geldi. 2012 galiba Uzundere TOKİ evlerinin açılışına gelmişti.
 
Limontepe 2014

Televizyondan gördük ve diyordu ki Limontepe bir ucubedir. Fakat o günden buyana bizde korku ve huzursuzluk başladı. Acaba ne olacak diye hep huzursuz ve korkuyla yaşıyoruz. Özal geldi tapuyu verdi. Tayyip geldi kırk yıldır verdiğimiz emekleri, çektiğimiz çileleri yıkıp dökecekmiş. Fakat yine de ben zannetmem. Halkına zulüm etmez diye düşünüyorum. Saygılar, sevgiler.
 
Nezahat Manduz
Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi

26 Ekim 2014 Pazar

Birlikte Hareket Etmenin Önemi


Yaşadığımız alanlar daha önceden ormanlık alanlardı, fakat birileri buraları tapulamıştı, siyasi irade göz yumdu, insanların en zaruri ihtiyacı olan barınma hakları, zor koşullarda bir şekilde buralarda sağlandı. Sosyal devlet olamamanın sıkıntısı insanlarımızın birçok gereksinimini maalesef yerine getiremediğinden, kendi tırnaklarıyla gelecek arama savaşına itti. Birileri insanlarımızın saf, temiz duygularıyla iktidara gelerek kendilerine ve yandaşlarına geniş imkân ve olanak sağlarken, diğer çoğunluk kısım daha da zor koşullara itildi. Zengin ile fakir arasında büyük uçurumlar oluştu. Bugün şehir merkezine yakın kenar mahalleler beylerin iştahını kabarttı ve kendilerine yeni rant alanları oluşturmaya başladılar. Gelişmiş ülke liderleri ülkesini ve vatandaşını düşünüp, zamanın koşullarını yerine getirip çağdaş uygarlığı yaşarken ve halkının kendisine verdiği yetkiyi iyi niyetle ve dürüstlükle yaparken, aynı yetkiyi alanlar kendi çıkarlarını ön plana atarak, toplumları ağır yaşama koşullarına terk ettiler. Yasaları kendi lehlerine çevirip toplumun sorunlarını görmezden geldiler, buna rağmen birlikte hareket etmeyen, susan, haklarını aramayan insanların daha çok ezilmeye, baskıya ve zulme uğrayacağı muhakkaktır.

 
Süleyman Demirsoy

Limontepe

25 Ekim 2014 Cumartesi

Mahalleli Olmak


Kimimiz iş bulabilmek için, kimimiz çocuklarını daha iyi yetiştirebilmek için, kimimiz daha iyi bir yaşam umuduyla, kimimiz de göçe zorlanarak yaşadığımız köylerden çıkıp geldik kentin kenar mahalleleri denen bu yerlere. Otobüsü olmayan elektriği suyu bulunmayan o zamanın parasıyla az da olmayan paralar ödeyerek kendi evlerini kendileri yaptılar annelerimiz babalarımız…

Çocukluğumda mahalle çeşmesinden tenekelerle su taşıdığımızı, evimizi yapmak için briket taşıdığımızı, elektriği komşularımızla ortak kullandığımızı ve bir odanın yanına diğerini eklemek şeklinde hiç bitmeyen bir inşaat yaptığımızı hatırlıyorum. Yağmur yağdığında ayaklarımız çamur olduğu için topladığımız taşlardan kendi yolumuzu kendimiz yapmıştık mahalleli olarak.

Yoksulluğu derinliğine yaşadığımız, az çilesini çekmediğimiz, kendi ellerimizle kurduğumuz bu mahallelerde dayanışmanın, komşuluğun, birbirini tanımanın, arkadaşlığın en güzel örneklerini gördük. Biz mahalle sakinleri ülkenin pek çok yerinde ayrımcılık ve ön yargılar yaşamı çekilmez kılarken bu mahallelerde Alevi –Sünni, Türk-Kürt olarak herkesin bir arada yaşayabileceğinin canlı tanıklarıyız.
Şimdi pek çoğumuzun anne babası, çocukları da birer ev sahibi olsun düşüncesiyle evlerini yıkarak kendi olanaklarıyla aile apartmanları yaptılar. Ancak şimdi de mahallerimiz afet riskli bölge ilan edildi ve evlerimiz yıkılacak.


Daha güzel daha planlı her olanağı olan bir yerde yaşamayı herkes ister. Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bizi muhatap almıyor. Bütün işi bir şirkete vermiş ve bu şirket pazarlık için herkesi çağırıyor. Bölgemizin ve mahallemizin iştah kabartan bir rant alanı olduğunun farkındayız. Bu nedenle çilesini çektiğimiz ellerimizle kurduğumuz mahallemizden öyle ucuza gitmek istemiyoruz. Bilimsel verilerle ve şeffaf bir pazarlık yöntemiyle bakanlık biz mahalleliyi muhatap alsın istiyoruz.


Bölge neye dayanarak afet riskli bölge ilan edildi?

Bölge için nasıl bir plan ve proje yapıldı?

Hak sahipleri plan ve proje olmadan (gösterilmeden)nasıl pazarlığa çağrılıyor?

Öncelikli olarak bu sorulara cevap verilmesi gerekiyor. Ayrıca pazarlığa çağrılanlara önerdikleri hak sahiplerini mağdur ediyor. Bu nedenle uzlaşma tutanaklarını şimdi imzalamıyoruz. Plan ve proje açıklanmadan yapılan uzlaşma bilimsellikten ve şeffaflıktan uzaktır; bizim mağdur olmamıza sebep olacaktır.

Rantsal dönüşüm değil; planlarına ve projelerine müdahil olabildiğimiz, bilimsel verilere dayanarak yapılan, sağlıklı kentsel dönüşüm istiyoruz…


Funda ÇAKIR MANDUZ

Limontepe Kentsel Dönüşüm Derneği Üyesi

24 Ekim 2014 Cuma

Karabağlar Kentsel Dönüşüm Uzlaşma Görüşmeleri


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2012 yılında; Karabağlar da 540 Hektar alanı 6306 sayılı kanun çerçevesin de, 15 mahalleyi kapsayacak şekilde afet riskli alan ilan etmişti. Projede genel olarak 5 etap bulunmakta olup, birinci etap genel olarak Hazine arazisinden oluşmaktadır. Dolayısı ile 2. Etap olarak bilinen Limontepe, Salih Omurtak, Bahriye Üçok ve Ali Fuat Erdem mahallelerinde vatandaşlar ile Uzlaşma görüşmeleri başlamıştır. Uzlaşma görüşmelerini bakanlık adına Yeni Hedef Harita Firması yürütmektedir. Vatandaşlara hak edişleri teklif edilerek uzlaşma tutanağı imzalatılmak istenmektedir. Ancak İmar planları ve proje yok. Verilecek olan yeni binaların kaç kat olduğu ve nerede olacağını söylemiyorlar. Vatandaşın tedirginliği hat safhadadır. Aldığımız izlenimler şu şekilde; Bana nerede ev verecekler bilmiyorum. Biz halk olarak kentsel dönüşüme karşı değiliz ancak hak-edişlerimiz %30 gibi anlaşılıyor. Bu hem çok düşük hem de plan ve proje gösterilmiyor. Bize sunulan teklifler neye göre hesaplanmaktadır bunu bilmeye hakkımız yok mu? Bazı vatandaşlara görüşme sırasında “Siz bunu kabul etmezseniz, başınıza neler gelecek biliyor musunuz?” diyorlar. Tehdit edercesine konuşuyorlar ve insanları tedirgin ediyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Bizleri kamulaştırmayla korkutuyorlar. Bizler kentsel dönüşümden yanayız ancak bu işler tehditle olmaz. Şeffaf ve açık olursanız işler yoluna girer. Aksi takdirde bir arpa boyu yol alınamayacaktır. Planı ve projeyi gösterirseniz, herkesin konumun da hak edişlerini %50 olacak şekilde hesaplarsanız değerlendirebiliriz. Örneğin vatandaşın A mahallesin de birinci evi B. Mahallesinde 2. evi var aynı şekilde değerlendiriyorlar. Hepsini aynı kefeye koyuyorlar. Daha önce bize anayolda ise evin, denizi görüyorsa, ormanı görüyorsa bunları değerlendireceğiz demişlerdi. Ancak yapılan uygulama farklı. Yine bizlere evin enkazı 2014 bayındırlık birim fiyatından (1 m2’sine 5900 TL) hesaplanacak demişlerdi. Tekliflerden buna göre yapılmadığı anlaşılıyor. Ayrıca evlerimiz tespit edilirken ağaçlarımız, istinat duvarlarımız hesaplanacaktı. Bu tür bir kalem göremiyoruz. Biz şunun yapılmasını istiyoruz. Enkazın bu kadar tutuyor, ağaçların bu kadar, arsan bu kadar. Yani ayrı ayrı ayrıntılı olarak bize söylenmesi gerekir. Birde geçen haftalarda sözleşme de bir madde vardı. Verilecek olan mülkiyet şimdiki evin en yakınında olacak diye.  Onu çıkarmışlar. Bir de 30 m2 den daha az hak-edişi değerlendirmeye almıyoruz. Deniliyordu. Şimdi o madde de, “… m2 den daha az” diye değiştirilmiş. Yani her kese göre farklı mı olacak bu değer?

Tacim ÖZ    
Limontepe Mahallesi

Mahalle Muhtarı