Kentsel Dönüşüm
ve Yenileme Uygulamaları Hakkında
Merkezi
İdare ve Yerel yönetimler tarafından, Riskli-Çöküntü-Gecekondu-Deformasyon
alanlarının ihyası ve yeniden dizayn edilmesi adı
altında küresel ölçekte değerlenen emlak spekülasyonunun (Vurgunculuk-Düşüntü)
rüzgârına kapılan sermayenin, örtülü niyetlerini gizleyerek halkın üretim,
tüketim, kullanım ve yaşam alanlarına yönelik simetrik bir saldırısı başlatılmış
bulunmaktadır. Genel olarak kentsel dönüşüm, şehir ve kentlerin büyümesi ile
artan talep sayesinde değerlenen arazilerin, eski sahiplerinden arındırılıp daha
zengin yeni sahiplere uygun hale getirilmesi yöntemi ve girişimidir. Bu
girişimle, Siyasal-Ekonomik-Rant amaçlı ve popülist politikalar uğruna, elit
kesimlerin çıkarları gözetilerek ülke kaynakları talan edilmektedir. Projenin
örtük ve gizliliğinin ifşa olmaması, kamuoyu ve halktan gelebilecek tepkilerin
törpülenmesi ve halk desteğinin düşürülmesi için, insani ve uygarca çağrışım
yapan isimlerle süsleyip gerekçelendirilerek, algı ve eksen kayması yaparak,
projeye toplumsal “Meşruiyet” kazandırmayı
istenmektedir.
Riskli-Çöküntü
ve Gecekondu bölgelerine yönelik olarak başlatılan bu tarz kentsel müdahaleleri
kaygıyla izlemekteyiz. Gündemin bu kadar karışık, algıların her alana çekilmeye
müsait olduğu bu zeminde, amacımız yeni bir karışık gündem yaratmak değildir,
“Sorun” alanlarını tespit ve politika üretenleri farkında olmaya
davet etmektir. Söz konusu müdahalelerin uzun vadede telafisi zor sosyal ve
mekânsal sorunlar yaratacağı endişesi taşıyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,
bu tarz kentsel dönüşüm projeleriyle; üniversitelerin, sivil toplum
kuruluşlarının ve meslek odalarının eleştirilerini dikkate almadan, hazırlama ve
onay süreçlerinde tek yetkili oldukları planları / projeleri acil olarak hayata
geçirmektedirler. Bütün tepkilere rağmen, paylaşımcı olmayan, katılımı ve
toplumsal uzlaşmayı bir kenara iten merkezi idare, bunu yaparken de yaşayanları
dışlamakta, görmezden gelmekte ve onların rızasını
aramamaktadır.
Merkezi
idare, toplumun en fazla dışlanmışlık sorunuyla karşı karşıya olan gruplarını
hedef almakta, örgütlenemeyen ve örgütlenemediği için de hakkını arayamayan
insanlar üzerinde baskıcı bir anlayışla müdahalelerini gerçekleştirmektedir.
Bugün, çoğunlukla gecekondu, eskimiş Riskli-Çöküntü konut alanlarında yaşayan,
sosyal güvenceleri olmayan ve düşük gelir grubunda bulunan insanlar, ne
yapacaklarını, kime başvuracaklarını ve başlarına ne geleceğini bilmeden
çaresizce beklemektedirler. Kentte tutunmanın, enformel işgücü piyasasında var
olabilmenin bir yolu olarak dayanışma ilişkileriyle ayakta durabilen ya da bu
tür ilişkileri dahi kuramamış gruplardan oluşan bu insanların, yakın gelecekte
kentin çeperlerinde kurulmakta olan toplu konut adacıklarına taşınmaları
halinde, bu yeni yaşama alanlarında toplumsal uyum sorunları ve yeni yoksulluk
süreçleriyle karşılaşmaları kaçınılmazdır.
Bizler,
Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platformu olarak; sürdürülebilir ve yaşanabilir
kentler yaratmak üzere, yaşanan sürecin yarattığı kaygılarla, kentsel dönüşüm ve
yenileme süreçlerinde izlenmesi gereken aşağıdaki temel ilkeleri gerekli
görüyoruz.
Planlama
Bütünlüğü
Olağanüstü
planlama olayları gibi ele alınan kentsel dönüşüm ve yenileme projeleri,
bütüncül planlama yaklaşımı hiçe sayılarak, kentlerin değer kazanmış ya da değer
kazanmaya aday parçalarına yönelik olarak kurgulanmakta, bu durum kentlerin
dengesiz ve sağlıksız büyümesine yol açmakta, dolayısıyla da sorunlara köklü
çözümler üretilememektedir. Oysa kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri, planlama
sürecinin olağan parçaları olarak ele alınmalı, bütüncül planların işaret ettiği
şekilde yönetilmelidir.
Çok Boyutluluk
ve Uzun Dönem
Kentsel
dönüşüm / yenileme uygulamaları yalnızca fiziki değil, ekonomik ve sosyal
boyutları da kapsayacak şekilde çok bileşenli olarak kurgulanmalı ve
uygulanmalıdır. İnsanların kurduğu sosyal ve ekonomik ilişkiler, içinde
yaşadıkları fiziki mekânı biçimlendirmede etkilidir. Bu ilişkileri yeterince
sorgulamayan ve çözümlemeyen bir fiziki mekân tasarımı kabul edilemez. Dahası,
kentsel dönüşüm ve yenileme uygulamalarının hazırlandığı yer için tespit edilen
sosyal ve ekonomik sorunlara çözüm oluşturması beklenir. Toplumsal ve iktisadi
kapasiteyi geliştirecek, sürdürülebilirliği sağlayacak ve yeni iş alanları
oluşturacak etkin sosyo-ekonomik programlar, kentsel dönüşüm yenileme
süreçlerinin temel unsurları olmalıdır. Bu programlarla beslenemeyen kentsel
dönüşüm ve yenileme süreçleri kabul edilemez. “Yeni bir toplumsal yaşam
formatı” paradigması ile yaşayanların sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını
karşılamaya yönelik programlar geliştirmek gerekir. Kentsel dönüşüm ve yenileme
süreçleri siyasi dönemlere ya da kısa ihale süreçlerine sığdırılamayacak kadar
kararlı, ciddi ve uzun erimli çalışmaları gerektirir. Ayrıyeten bölge dışında
yeni bir hayat kurmak için yeterli gelire sahip olmayan, çoğunluğu sosyal
güvenceden yoksun, kiracı ailelerin bölgeden ayrılmak zorunda kalması yaşamsal
bir tehdit oluşturmaktadır. İnsanların kaygılarını, gelecek endişelerini ve
mağduriyetlerini gözetmeden bir kentsel dönüşüm yapılamaz.
Katılım ve Karar
Alma
Kentsel
dönüşüm ve yenileme süreçleri yaşayanlar ile birlikte kararlaştırılmalı,
geliştirilmeli, planlanmalı ve yönetilmelidir. Sonuç alıcı, insan ve mekânsal
odaklı, şeffaf çözüm önerilerinizi ortaya koymazsanız, bizi kandırdığınız
algısını uyandırırsınız. Süreçten herhangi bir kesimin, herhangi bir gerekçeyle
dışlanmaması gerekir. Katılım modelleri, yaşayanların sosyo-kültürel ve ekonomik
özelliklerine uygun olarak kurgulanmalıdır. Bu tip pratiklere alışık olmayanlara
karşı sabırlı davranılmalı ve yaratıcı yöntemler geliştirilmelidir. Katılım
pratiklerinin karşılıklı öğrenme ile güçlendiği hiçbir aşamada
unutulmamalıdır.
Katılım
modelleri iyi kurgulanmış ve karar alma süreçleri bu modeller üzerinden
gerçekleştirilmiş, “Adaleti” referans almış bir kentsel
dönüşüm-yenileme süreci; hem daha uygulanabilir olacak, hem de toplumsal uyumun
artmasına ve demokrasi kültürünün yerleşmesine olanak
tanıyacaktır.
Şeffaflık ve
Hesap Verebilirlik
Kentsel
dönüşüm ve yenileme süreçlerinin şeffaf, dolayısı ile hesap sorulabilir şekilde
yönetilmemesi, kentsel dönüşüm uygulamalarına ve dönüşümün uygulayıcılarına olan
güveni sarsmaktadır. Hâlbuki temel “Öznesi” şeffaflık üzerine
kurgulanmış, hesap verebilirliği sağlayacak bir kentsel dönüşüm; gündeme
gelebilecek spekülasyonların önünü kesecektir.
Şeffaflık sayesinde uygulayıcılar ile yaşayanlar ve sivil toplum kuruluşları
arasında güven ortamı oluşacak, böylece katılımcı planlama pratiklerinin önü
açılacaktır. Katılımla alınan kararlar ve bunların gerekçeleri konusunda;
sürecin her aşamasında herkese açık, doğru ve zamanında bilgilendirme ve
belgeleme yapılması gerekmektedir.
Uzmanlık
Şeffaflığın
ve katılımın sağlanması koşulu ile kentsel dönüşüm ve yenileme süreçlerinin;
bilgi, birikim ve deneyim sahibi bağımsız uzmanlar tarafından yönetilmesi,
süreci spekülatif ve politik müdahalelerden
arındıracaktır. Şeffaflığın ve katılımın sağlanmaması halinde ise en iyi
uzmanların bile yapabilecekleri sınırlı olacaktır. Diğer yandan, kentsel
yenileme ve dönüşüm projelerini yürüten uzmanların çok boyutluluk ve katılım
ilkelerine inanmaları ve bunları uygulayabilecek donanımda olmaları önem
taşımaktadır.
Yer Seçimi,
Özgünlük ve Gereksinimler
Kentsel
dönüşüm ve yenileme alanlarının yer seçim kararları katılımcı yaklaşımlarla
verilmeli, sınırların saptanmasında, modellerin seçilmesinde bilimsel ölçütler
kullanılmalı ve ilgili bölgelerin sorunlarını yansıtan veriler temel
alınmalıdır. Süreç, bu bölgelerin özgün niteliklerine ve gereksinimlerine uygun
olarak planlanmalı ve yönetilmelidir. Mevcut uygulamalar hemen her bölgede
birbirine benzeyen, özgünlük ve yerelin gereksinimlerinden uzak çözüm önerileri
getirmektedir. Bu uygulamalar, yalnızca değişim değerini hızla artan, rant odağı haline gelen / gelebilecek alanlara
yoğunlaşmıştır. Oysa kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri kullanım değeri
üzerinden, gereksinimlere ve özgünlüklere uygun olarak
kurgulanmalıdır.
Etaplama
Temel
ilkelerden kopmadan, sürdürülebilir bir proje yönetiminin sağlanması ve hedefe
ulaşılması, doğru bir etaplamanın yapılması ve şeffaf süreçler içerisinde
uygulanması ile mümkün olabilir. Etkin bir etaplama, projelerin
uygulanabilirliğini de arttıracaktır. Mevcut uygulamalarda tatmin edici bir
etaplama tespit edilememiştir.
Uygulamanın
İzlenmesi
Kentsel
dönüşüm ve yenileme, uygulama sonrasında da izlenmesi gereken süreçlerdir.
Merkezi idare projenin tamamlanmasından sonraki süreci de düzenli olarak
izlemeli, gerekli hallerde projenin hedeflerine uygun olarak ya da katılımcı bir
yaklaşımla proje hedeflerini revize ederek sürece müdahale etmeli ve projenin
gidişatını kamuoyu ile paylaşmalıdır. Ülkemizde sık göremediğimiz başarı
hikâyeleri ancak bu izleme süreçleri ile gerçekleşebilir.
Bizler,
bölge yerel dernekleri, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, meslek
odaları, akademisyenler ve araştırmacılar olarak, toplumsal ve mesleki
sorumluluklarımız uyarınca, mevcut kentsel dönüşüm / yenileme uygulamalarından
endişe duymaktayız. Öncelikle merkezi ve yerel yönetimler olmak üzere, ilgili
bütün uzmanları, meslek odalarını, sivil toplum örgütlerini ve basın – yayın
organlarını, bilinçli, duyarlı ve hep birlikte konunun takipçisi olmaya davet
ediyoruz.
Karabağlar
Kentsel Dönüşüm Platformu
Davut
Tekin




hayal,etmekten,gerçeğe,uzanan bir makale ile etkileşim yaratan farkındalığını ve yaratıcılığın sergilendiği bu yazıda.bir anket edasıyla tüm satırlarına.ilk imzayı ben atıyorum.
YanıtlaSilteşekkürler Davut Tekin